MENÜ
07 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

O Gece Telefonlara Çıkamadılar! 27 Nisan Sırrı

MGK Gölgelerinden Çıkan Vesayet Siyaseti

Biz bu yollardan çok geçtik kardeşim. Eskiden Ankara’nın havası başka kokardı; öyle her istediğinde sandığa gidip iradene sahip çıkamazdın. Bir gece yarısı internet sitesine bir metin düşer, koskoca memleketin rotası değişirdi. İşte tam 19 yıl önce bugün, o meşhur 27 Nisan e-muhtırası verildiğinde, aslında sadece bir yazı yayınlanmadı; milletin iradesine kilit vurulmak istendi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, o karanlık gecenin perde arkasını anlatırken aslında hepimizin hafızasını tazeledi. O günleri yaşamayan genç kardeşlerime sesleniyorum: İşler bugün göründüğü kadar kolay değildi.

Siyasetin Ayarlandığı O Karanlık Masalar

Hatırlayın o günleri, Kabine toplantılarının esamesi okunmazdı. Herkesin gözü kulağı Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarından çıkacak kararlardaydı. Çelik’in belirttiği gibi, MGK o zamanlar askeri vesayetin siyaset yapma sahasıydı. Hükümet ne karar alırsa alsın, o masada bir ‘ayar’ verilirdi. Anayasa’nın üzerine Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin konulduğu, başbakanın yetkilerinin tırpanlandığı tuhaf bir düzendi bu. Seçilmişlerin değil, atanmışların borusunun öttüğü o devirde 27 Nisan, bu baskının doruk noktasıydı. Vatandaşın oyu adeta kadük hale getirilmek isteniyordu.

İlk Defa Bir Hükümet ‘Dur’ Dedi

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde muhtıralar hep bir gelenek gibiydi. Verilirdi ve hükümetler şapkasını alıp giderdi. Ama o gece bir şeyler değişti. İlk kez bir Başbakan ve hükümeti, o bildiriye ‘Eyvallah’ demedi. Ömer Çelik o anları anlatırken ‘Hükümet direnince o metin bir kağıt parçasına döndü’ diyor. Düşünsenize, gece yarısı faks cihazları çalışmaya başlıyor, birileri emir kipiyle devleti dizayn etmeye kalkıyor ama karşılarında dimdik duran bir irade buluyorlar. İşte bu, Türk siyasi hayatında bir ilkti ve her şeyi kökten değiştirdi. Muhtıra zihniyeti hiç beklemediği bir cevapla sarsıldı.

Muhtırayı Verenler Neden Kaçtı?

İşin en ilginç ve belki de en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? O gece muhtırayı verenler, hesap sorulacağını anlayınca ortadan kaybolmuşlar. Çelik, Başbakanlığın ‘Siz ne yapıyorsunuz?’ demek için aradığını ama o meşhur generallerin tam 16 saat boyunca telefonlara çıkmadığını söylüyor. Hem posta koyuyorsun hem de telefon çaldığında masa altına saklanıyorsun. İşte vesayet dediğin şeyin aslında ne kadar temelsiz, ne kadar ‘niteliksiz’ olduğunun kanıtı bu. O gece gösterilen kararlılık, bugün sahip olduğumuz demokratik özgürlüklerin temel taşıdır. Karşı taraftan cevap geleceği düşünülmediği için bütün denklem altüst oldu.

Vesayetin Dış Bağlantıları Ve Son Perde

Bu işler sadece içeride bitmiyordu. 28 Şubat’ta da gördük, AK Parti’ye açılan kapatma davalarında da gördük. Dışarıdan destekli, demokrasiyi içeriden çökertmeye ayarlı bir mekanizma her zaman vardı. 27 Nisan gecesi milletin ve sivil toplumun bu girişime karşı durması, o dış kurguları da yerle bir etti. Bugün eğer Cumhurbaşkanlığı Kabinesi siyasetin merkezindeyse, eğer halk kendi geleceğine kendi karar veriyorsa, bu 19 yıl önce o gece geri adım atmayanların sayesindedir. O kötü gelenek, o gece o telefonlar açılmasa da verilen o net cevapla tarihin çöplüğüne gömüldü. Bu, bir devrin kapanışıydı ve artık kimse milletin üstünde bir güç vehmedemez.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir