Huzurlu Bir Park Dönüşünün Kanlı Vedası
Hayatın pamuk ipliğine bağlı olduğu gerçeğiyle yüzleşmek için illa bir felaket mi yaşamamız gerekiyor? Ankara’nın Çubuk ilçesinde yaşananlar, sadece bir trafik kazası değil; dikkatin, kaderin ve o meşhur ‘bir saniyelik’ boşluğun sarsıcı bir dışavurumu. Barbaros Mahallesi Çay Sokak’ta dün saat 11.30 sularında meydana gelen olay, modern dünyanın güvenli sandığımız sokaklarının aslında ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha kanıtladı. Parktan dönen masum bir çocuk, güven dolu bir dede eli ve ardından gelen geri dönüşü olmayan o sessizlik.
Güvenlik Kameraları Sessiz Bir Tanığa Dönüştü
Olayın vahametini artıran asıl unsur, bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıyan o dehşet verici görüntüler. Görüntülerde, 4 yaşındaki Yakup Can Yalçın’ın bir anda dedesinin elini bıraktığı ve sanki bir oyunun parçasıymışçasına yola fırladığı görülüyor. O sırada yoldan geçen kurbanlık hayvan yüklü kamyonetin sürücüsü Ali İhsan A., ne kadar refleks gösterirse göstersin, fizik kuralları ve zamanın acımasızlığı trajediyi engellemeye yetmedi. Küçük Yakup, kamyonetin çarpması sonucu ağır yaralandı ve çevredekilerin yardımıyla apar topar Halil Şıvgın Çubuk Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Ancak doktorların tüm çabası, hayatın o amansız duruşunu değiştiremedi; Yakup Can, hayata gözlerini yumdu.
Sorumluluk Sadece Sürücüde mi?
Kazanın ardından Ali İhsan A. emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasıyla adliyeye sevk edildi ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hukuki süreç işliyor, suçlu belirleniyor, cezalar kesiliyor. Peki, toplum olarak bu olaydan ne kadar ders çıkarıyoruz? Şehirlerimizi kurarken çocukların fevri hareketlerini, sokakların dar yapısını ve ağır tonajlı araçların mahalle aralarındaki varlığını neden sorgulamıyoruz? Bir sürücünün hapse girmesi, o boşalan elin acısını dindirmiyor ya da sokakları daha güvenli kılmıyor. Bizler, ‘kader’ diyerek geçiştirdiğimiz her ihmalin bedelini en zayıf halkalarımızla, çocuklarımızla ödüyoruz.
Veda ve Arkada Kalan Gerçekler
Yakup Can Yalçın’ın cenazesi, Camii Kebir Camisi’nde kılınan öğle namazının ardından Çubuk Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi. Toprak, bir bedeni daha kabul etti ancak bu olay şehir planlamasından tutun, ebeveyn denetimine ve mahalle içi trafik kurallarına kadar pek çok şeyi yeniden tartışmaya açmalı. Bugün bir çocuğun park dönüşü ölümüyle sarsılıyorsak, bu sadece bir şoförün hatası veya bir çocuğun dikkatsizliği değildir; bu, o sokağın, o aracın ve o anın birleştiği kolektif bir trajedidir. Kendimizle yüzleşelim: Sokaklarımız gerçekten güvenli mi, yoksa sadece sıranın bize gelmemesi için dua mı ediyoruz?






