Ankara’nın siyasi kulislerinde ve adliye koridorlarında eşine az rastlanır bir dosya, yerel mahkemelerden uluslararası yargı sahasına taşınıyor. Ankaralı Necla Özmen, ABD Başkanı Donald Trump‘ın biyolojik babası olduğu iddiasıyla başlattığı hukuk mücadelesinde rotayı Washington’a kırdı. Daha önce Ankara 27. Aile Mahkemesi’nde görülen ancak somut delil yetersizliği gerekçesiyle reddedilen dava, Türkiye’deki istinaf sürecinin yanı sıra artık doğrudan ABD yargısı önünde de test edilecek. Özmen, ABD elçiliği kanalıyla Amerikan mahkemelerine yaptığı başvurunun kabul edildiğini belirterek sürecin takipçisi olduğunu ifade ediyor.
Türkiye’de Babalık Davası ve Yasal Mevzuat Süreci
Türkiye Cumhuriyeti hukuk sisteminde babalık davası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde titizlikle incelenen süreçlerin başında gelir. Bu tür davalarda mahkemeler, çocuk ile baba arasındaki soybağının kurulmasını amaçlar. Ankara gibi metropol şehirlerde uzmanlaşmış Aile Mahkemeleri tarafından yürütülen bu süreçlerde, biyolojik bağın kanıtlanması için DNA profillemesi ve adli tıp incelemeleri hayati önem taşır. Türkiye’de bir davanın reddedilmesi durumunda, kararın bir üst mahkeme olan Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf) taşınması anayasal bir haktır. Özmen’in dosyası da şu an bu denetim aşamasında bulunurken, eş zamanlı olarak ABD yargı sisteminin devreye girmesi hukukçular tarafından dikkatle izleniyor.
Okyanus Ötesine Uzanan Diplomatik ve Hukuki Yolculuk
Meselenin Türkiye sınırlarını aşarak Amerika Birleşik Devletleri’ne taşınması, davanın niteliğini uluslararası bir boyuta kavuşturdu. Amerika Birleşik Devletleri, federal bir yapıya sahip olması nedeniyle eyalet bazlı farklı aile hukuku prosedürlerine ev sahipliği yapar. Ancak genel teamül, biyolojik babalık iddialarında kesin kanıtların ve adli tıp raporlarının sunulması yönündedir. Özmen’in ABD’li avukatlar üzerinden yürüttüğü bu süreç, sadece kişisel bir dava değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki adli yardımlaşma ve tebligat kanallarının da dolaylı bir parçası haline gelmiştir. Ankara’nın diplomatik merkez üssü olması, bu tür uluslararası başvuruların başlangıç noktasını oluşturmaktadır.
Necla Özmen’in açıklamalarında sadece babalık iddiası değil, aynı zamanda küresel siyaset üzerine bir barış çağrısı da yer alıyor. Trump’ın dış politika hamlelerini ve diğer ülkelerin iç işlerine müdahale iddialarını eleştiren Özmen, “savaşların bitmesi” yönündeki temennisiyle davasını insani bir zemine oturtmaya çalışıyor. Sosyal medyada yankı uyandıran yapay zeka destekli fotoğraflar ise modern teknolojinin hukuksal ve toplumsal algı üzerindeki etkisini bir kez daha kanıtlıyor. Ankara‘dan yükselen bu sesin, Washington’un hukuk koridorlarında nasıl bir yankı bulacağı ise merak konusu olmaya devam ediyor.






