Eğlencenin Gölgesindeki Sancılı Gerçek
Tunceli’nin serin sularının kıyısında, Mameki Parkı’nda yankılanan müzik sesleri sadece bir festivalin coşkusunu değil, aynı zamanda bu coğrafyanın bitmek bilmeyen yasını da taşıdı. Mameki Fest Gençlik etkinliklerinin son gününde sahneye çıkan Haluk Levent, binlerce kişiyi sadece dans ettirmekle kalmadı; onları en derin yaralarından biriyle, Gülistan Doku gerçeğiyle yüzleşmeye zorladı. Eğlencenin doruğa çıktığı bir anda, bir posterin gölgesinde yükselen sessiz çığlık, kalabalığın ritmini bir anda değiştirdi.
Maskelenmiş Bir Kaybın Notları
Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana bu topraklarda bir ‘meçhul’ olarak anılıyor. Bir üniversite öğrencisinin, güpegündüz, kentin en işlek noktalarından birinde sırra kadem basması ve yıllardır tek bir somut izin bulunamaması, sadece bir ailenin değil, koca bir toplumun adalet duygusunu sarsıyor. Haluk Levent’in sahnede açtığı o poster, aslında hepimizin görmezden geldiği, günlük hayatın keşmekeşinde unuttuğu bir aynaydı. Sanatçı, şarkılarını söylerken aslında şunu soruyordu: Bir kişi eksikken, geri kalanımız ne kadar tam olabiliriz?
Munzur’un Sesi ve Adalet Arayışı
Haluk Levent’in Ahmet Kaya’nın o meşhur ‘Hani Benim Gençliğim Nerede’ şarkısını binlerce kişiyle birlikte seslendirmesi tesadüf değildi. O an binlerce ağızdan çıkan bu soru, kaybolan bir gençliğin, yitip giden bir ömrün ve cevapsız kalan soruların yankısıydı. Levent, sahnede yaptığı konuşmada savcılığa teşekkür ederken, aslında hukuki sürecin tıkanmaması ve bu dosyanın tozlu raflara kaldırılmaması gerektiğinin altını çizdi. Acılı bir annenin feryadı, Munzur’un gürül gürül akan sularına karışırken, festival alanı bir anlığına devasa bir protesto meydanına dönüştü.
Toplumsal Hafıza mı Yoksa Kolektif Unutkanlık mı?
Bir festivalin ortasında böylesine ağır bir konunun gündeme gelmesi, bazılarımız için ‘keyif kaçırıcı’ bulunabilir. Ancak gerçek sanatçı, tam da bu konfor alanını bozandır. Gülistan Doku olayı, Türkiye’nin kadın cinayetleri ve şüpheli kayıplar konusundaki en büyük sınavlarından biridir. Bizler konserlerde ellerimizi havaya kaldırırken, bir yerlerde bir annenin hala kapı eşiğinde beklediğini bilmek zorundayız. Bu farkındalık, sadece bir vicdan rahatlatma seansı değil, adaletin tecellisi için gereken toplumsal baskının yakıtıdır. Tunceli Valiliği’nin organize ettiği bu etkinlik, bir sanatçının dokunuşuyla magazinel bir olaydan çıkıp, bir kentin ve bir ülkenin ortak vicdan davasına dönüştü. Bugün Munzur kıyısında sadece şarkılar söylenmedi; aynı zamanda unutmamaya dair yeminler edildi.






