Türkiye, eğitim yuvasında yaşanan ve ölümle sonuçlanan korkunç bir şiddet skandalıyla sarsılıyor. Geçici görevle gittiği okulda okul müdürünün fiziksel ve psikolojik şiddetine maruz kalan genç öğretmen Irmak Ayşe Koparan hayatını kaybetti. Genç öğretmenin ölümünün ardındaki mobbing ve darp iddiaları, eğitim camiasında infial yarattı. Günler öncesinden resmi makamlara yapılan şikayetlerin neden yanıtsız kaldığı ise büyük bir soru işareti olarak duruyor.
Dilekçeler Çaresiz Kaldı: Adım Adım Gelen Facia
Irmak Ayşe Koparan, geçici olarak görevlendirildiği ilkokulda okul müdürü M.İ. tarafından sistematik bir baskı altına alındı. Genç öğretmen, maruz kaldığı hakaretleri, fiziksel şiddeti ve mobbingi resmi dilekçelerle defalarca üst makamlara bildirdi. Ancak bürokratik çarkların yavaş işlemesi, bu çığlığın duyulmasını engelledi. Yaşadığı ağır stres ve baskı altında görevini yapmaya çalışan Koparan, sesini duyurabilmek için her yolu denese de yalnız bırakıldı.
Okul Koridorunda Dehşet: Müdürden İki Tokat
17 Nisan tarihinde yaşananlar ise bardağı taşıran son damla oldu. Resmi tutanaklara geçen ifadelere göre, okul müdürü M.İ., okul koridorunda genç öğretmene hakaretler savurarak fiziksel saldırıda bulundu ve yüzüne iki kez tokat attı. Araya diğer öğretmenlerin girmesiyle daha büyük bir facianın eşiğinden dönüldü. Yaşadığı dehşetin ardından adli makamlara sığınan Irmak Ayşe Koparan şikayetçi oldu. Ancak sistem, şiddet uygulayan müdürü görevden uzaklaştırmak yerine, mağdur olan genç öğretmeni apar topar ilk görev yeri olan köy okuluna geri göndererek bir anlamda cezalandırdı.
Bakanlık Sessizliğini Bozdu: Soruşturma Açıldı
Genç öğretmenin feci ölümünün ardından Milli Eğitim Bakanlığı nihayet harekete geçmek zorunda kaldı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, olayla ilgili hem adli makamlarla hem de emniyet güçleriyle koordineli bir şekilde Teftiş Kurulu üzerinden soruşturma başlattıklarını duyurdu. Bakan Tekin, öğretmenlerin güvenli ve huzurlu bir ortamda çalışmasını sağlamanın asli görevleri olduğunu belirterek, olayda ihmali bulunan her kim olursa olsun gözünün yaşına bakılmayacağını iddia etti. Kamuoyu ise şimdi şu soruyu soruyor: Bu tedbirlerin alınması için gencecik bir öğretmenin hayatını kaybetmesi mi gerekiyordu?
Kaynak: Hürriyet






