Döviz Desteği Nasıl Vurguna Dönüştü?
Türkiye’de ihracatı teşvik etmek ve ülkeye döviz girişini hızlandırmak amacıyla hayata geçirilen yüzde 3’lük devlet desteği, devasa bir dolandırıcılık dosyasının merkezine oturdu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve aralarında ünlü altın rafinerisi İAR AŞ’nin de bulunduğu 31 şirketi kapsayan soruşturmada iddianame tamamlandı. Dosya, sadece bir ekonomik suçun değil, kamu kaynaklarının nasıl sistematik şekilde hedef alındığının da acı bir tablosunu çiziyor.
Altınları Eritip Asitle Karıştırdılar
Sistemin işleyişi, sokaktaki insanın hayal edemeyeceği kadar karmaşık bir kurguya dayanıyor. İddianameye göre şüpheliler, yasal yollarla ithal ettikleri altın madenini Türkiye’deki ocaklarda erittikten sonra asit solüsyonlarıyla karıştırarak ‘işlenmiş ürün’ süsü verdi. Bu işlemdeki amaç, altını sıradan bir emtia olmaktan çıkarıp, ihracat teşviki alabilecek bir teknolojik bileşen gibi göstermekti. Hazırlanan bu sıvı altın karışımları, suç örgütünün yurt dışındaki kendi iştiraklerine ihraç edilmiş gibi gösterilerek devletten haksız yere yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteği talep edildi. Bu yöntemle milyarlarca liralık bir kağıt üstü ticaret hacmi yaratıldı.
Paravan Şirketler ve Organik Bağlar
Dolandırıcılık ağının en dikkat çeken kısmı ise kurulan paravan şirketler oldu. 15 Ekim 2024 tarihinde Merkez Bankası’nın uygulama talimatında yaptığı değişikliğin hemen ardından, aynı adreste ve çok kısa aralıklarla onlarca yeni şirket kuruldu. Bu şirketlerin başına ise asıl patronların yanında çalışan şoförler, güvenlik görevlileri veya alt düzey personeller getirildi. SGK kayıtları incelendiğinde, kağıt üstünde ‘dev ihracatçı’ görünen bu yapıların aslında tek bir merkezden, Özcan Halaç ve ekibi tarafından yönetildiği anlaşıldı. Bu şirketlerin tek amacının devlet teşviklerini toplamak olduğu iddia ediliyor.
Kamu Zararı 12 Milyon Doları Aştı
Rakamlar dosyanın ciddiyetini ve vahametini gözler önüne seriyor. İddianameye göre, kurulan bu sahte organizasyon üzerinden toplamda 543 milyon 634 bin dolarlık bir ihracat hacmi yaratıldı. Bu hayali ticaret döngüsü üzerinden devletin kasasından çıkan haksız destek tutarı ise tam 12 milyon 537 bin 560 dolar olarak hesaplandı. Vatandaşın vergileriyle oluşturulan teşvik fonlarının, hileli yöntemlerle bir grubun cebine girdiği tespiti, davanın en kritik noktasını oluşturuyor. Uzmanlar bu miktarın kamu hizmetlerine ayrılabilecek çok büyük bir kaynak olduğunu vurguluyor.
Rekor Hapis Cezası Talebi
Yargılama süreci oldukça sert geçeceğe benziyor. Savcılık; Özcan Halaç, Zeynep Başak Halaç ve Ayşen Esen için ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak’ ve ‘nitelikli dolandırıcılık’ gibi suçlardan toplamda 143 yıldan 652 yıla kadar hapis cezası istedi. Diğer 41 şüpheli için de 36 yıla varan hapis cezaları talep ediliyor. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilen bu dosya, hem iş dünyası hem de ekonomi yönetimi tarafından ibretlik bir vaka olarak yakından takip ediliyor. Adalet mekanizması, kamu malına göz diken bu devasa yapının sorumlularını tek tek belirleyerek karara bağlayacak.






