İstanbul’un her gün binlerce dramaya, komediye ve bazen de trajikomik hezeyanlara ev sahipliği yapan toplu taşıma ekosistemi, bu kez kendisini devletin yargı gücü ilan eden bir ‘modern zaman karakteri’ ile sarsıldı. Köpeğiyle bindiği araçta, çevredekilerin sessizliğini ya da şaşkınlığını fırsat bilip savcı olduğunu iddia ederek etrafa tehditler savuran Y.S. isimli kadın, sosyal medyanın ve ardından adaletin radarına takıldı. Kendisini ‘kanun koyucu’ ve ‘cezalandırıcı’ pozisyonuna konumlandırarak bir yolcuya ‘Seni öldüreceğim’ ve ‘Yobaz’ şeklinde hitap eden şahsın, aslında hukuk kitaplarının kapağını sadece okuldan ayrılana kadar açtığı ortaya çıktı.
Hukukçu Olma Hayali ve Acı Gerçekler
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Y.S.’nin profili, aslında bir kimlik erozyonunun ve toplumsal kutuplaşmanın en çiğ örneğini sunuyor. Yapılan incelemelerde, şüphelinin Adalet Meslek Yüksekokulu’ndan terk olduğu ve şu an Tıbbi Dokümantasyon öğrencisi olduğu belirlendi. Yani karşımızda, dağıttığı ‘adaletin’ zerresine sahip olmayan, aksine geçmişi hırsızlık, uyuşturucu madde bulundurma, tehdit ve kasten yaralama gibi suçlarla dolu bir ‘suç dosyası koleksiyoneri’ bulunuyor. Sahte ünvanlarla toplumu aşağılama cüreti gösteren bu profilin, emniyetteki işlemlerinin ardından tutuklama talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmesi, adaletin ‘gerçek’ sahipleri tarafından verilen yerinde bir yanıt olarak değerlendiriliyor.
Toplumsal Cinnetin ve Otorite Figüranlığının Portresi
Uzmanlar, bu tür vakaların sadece birer ‘adli olay’ değil, aynı zamanda derin bir sosyo-psikolojik krizin yansıması olduğuna dikkat çekiyor. Bir bireyin, en ufak bir tartışmada kendisini savcı veya polis gibi kamusal bir otorite figürü olarak tanıtması, toplumdaki güç algısının ne kadar çarpıklaştığını gösteriyor. ‘Bir daha Türkiye’de barın bakalım’ şeklindeki dışlayıcı ve zehirli dil, aslında bireyin kendi içsel yetersizliğini devletin gücü arkasına saklanarak bastırma çabasından başka bir şey değil. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla karşı karşıya kalan Y.S.’nin durumu, sosyal medyada ‘adalet dağıtan’ ama gerçek hayatta kanunla başı dertte olanların düştüğü hazin durumu da özetliyor. Şimdi kamuoyu, bu sözde savcının gerçek hakimler karşısında vereceği hesabı bekliyor. Toplu taşımada sergilenen bu pervasızlık, umuyoruz ki adliye koridorlarında yerini sağduyulu bir pişmanlığa bırakır.






