Bir Barışma Vaadinin Kanlı İhaneti
Mersin sokakları, sıradan bir gün gibi görünen o sabah genç bir kadının hayatta kalma savaşına sahne oldu. Henüz 19 yaşındaki Nurşen Ü., kendisini terk ettiği eski sevgilisi S.Y. tarafından kurulan sinsi bir tuzağın içine çekildi. “Yeniden başlayalım” ve “birlikte ev bakalım” gibi masum görünen vaatlerle kandırılan genç kadın, başına geleceklerden habersiz bir şekilde buluşma noktasına gitti. Ancak bu görüşme, bir barışma çabasından ziyade önceden planlanmış bir saldırının başlangıcıydı.
Huzur dolu bir gelecek hayaliyle yan yana gelen ikili arasında çıkan tartışma, kısa sürede şiddete dönüştü. S.Y., cebinde hazır bulundurduğu telefon şarj kablosunu çıkararak Nurşen Ü.’nün boynuna doladı. Genç kadını nefessiz bırakmaya çalışan saldırgan, çevredeki vatandaşların çığlıkları duyup müdahale etme ihtimaline karşı daha da vahşileşti. Nurşen Ü.’nün direnmesi ve yardım çığlıkları üzerine bu kez yanındaki bıçağa sarılan saldırgan, genç kadını tam 10 farklı yerinden bıçaklayarak ölüme terk etti.
Vahşetin Ortasında Yaşam Mücadelesi
Kanlar içinde yere yığılan Nurşen Ü., çevredeki duyarlı vatandaşların anında müdahalesiyle hastaneye yetiştirildi. İlk etapta yapılan cerrahi müdahaleler ve beş gün süren yoğun bakım süreci, genç kadının yaşama olan tutkusunu kanıtlar nitelikteydi. Vücuduna aldığı ağır darbeler ve derin bıçak yaraları nedeniyle enfeksiyon riskiyle karşı karşıya kalan talihsiz kadın, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edilerek uzun bir tedavi maratonuna başladı.
Hayati tehlikeyi büyük bir mucize eseri atlatan Nurşen Ü., taburcu olduktan sonra yaşadığı dehşeti tüm çıplaklığıyla yetkililere anlattı. Ancak bu olayın yarattığı travma sadece fiziksel değildi; güven duygusunun yerle bir olduğu, sokakların artık güvenli gelmediği bir psikolojik yıkım da beraberinde geldi. Bölge koordinasyonu olarak bu tür vakaların sadece yerel bir asayiş olayı değil, toplumsal bir yara olduğunu gözlemliyoruz. Bir kadının hayatına kastedilmesi, o şehirdeki tüm güven algısını zedeliyor ve ulusal çapta bir adalet beklentisi yaratıyor.
Firari Şüpheli Her Yerde Aranıyor
Olay yerinden hızla uzaklaşarak izini kaybettiren 24 yaşındaki S.Y., hala adaletten kaçmaya devam ediyor. Emniyet güçleri, saldırganın saklanabileceği tüm noktaları titizlikle incelerken, Nurşen Ü. ve ailesi ise şüphelinin bir an önce yakalanıp en ağır cezayı almasını bekliyor. Sosyal medyada ve yerel kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu olay, kadına yönelik şiddete karşı yasaların daha caydırıcı olması gerektiği tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi.
Saldırganın hala serbest olması, sadece mağdur genç kadın için değil, benzer riskler altındaki diğer kişiler için de ciddi bir endişe kaynağı. Yerel güvenlik mekanizmalarının bu tip planlı saldırılara karşı daha etkin önlemler alması ve faillerin yakalanma sürecinin hızlandırılması hayati bir meseledir. Bu vahşetin hesabı yargı önünde sorulana dek tüm bölge bu olayın takipçisi olmaya devam edecektir. Genç bir kadının hayatını karartan bu girişimin cezasız kalmaması, toplum vicdanı için en büyük gerekliliktir.






