Sokaktaki Tehlikenin Ayak Sesleri: Adım Adım Cinnet
Mersin’in Tarsus ve Çamlıyayla ilçeleri, dün benzeri görülmemiş bir şiddet sarmalına tanıklık etti. Metin Öztürk isimli şahsın, eski eşinden başlayarak önüne çıkan her cana kastetmesi, sadece bir asayiş haberi değil; aynı zamanda toplumsal güvenliğin ve rehabilitasyon süreçlerinin sorgulandığı bir trajediye dönüştü. Olay, Çamlıyayla’nın Darpınarı Mahallesi’nde başladı. 37 yaşındaki Metin Öztürk, sokak ortasında tartıştığı eski eşi Arzu Özden’i pompalı tüfekle hayattan kopardı. Ancak bu cinayet, yaşanacak korkunç serinin sadece ilk halkasıydı.
Restoranda Başlayan Rastgele Ateş Hattı
Eski eşini öldürdükten sonra aracına binerek Tarsus’a geçen Öztürk, burada husumetli olduğu Sabri Pan’ın işlettiği restorana girdi. Gözü dönmüş saldırgan, içeri girer girmez elindeki tüfekle etrafa saçmalar yağdırdı. Restoran sahibi Sabri Pan ile henüz hayatının baharında olan 18 yaşındaki çalışanı Ahmet Ercan Can, burada hayatını kaybetti. Yaralanan müşterilerin dehşet içindeki çığlıkları arasında bölgeden ayrılan katil zanlısı, durmaya niyetli değildi. Yol boyunca önüne çıkan herkesi hedef alan saldırgan, adeta bir ölüm makinesine dönüştü.
Sistemin Çatlakları Arasında Bir Profil: Bağımlılık ve Tanılar
Olayın ardından Mersin Valiliği tarafından yapılan açıklama, madalyonun diğer yüzünü ortaya koydu. Katliamı gerçekleştiren Metin Öztürk’ün geçmişinde madde bağımlılığı ve çeşitli psikiyatrik tanılar olduğu, defalarca hastane kaydı bulunduğu belirtildi. Bu noktada akıllara gelen soru ise oldukça keskin: Bu denli ağır bir profille bilinen bir şahıs, nasıl oldu da bir pompalı tüfekle şehir içinde serbestçe dolaşıp bu kadar canı hayattan koparabildi? 16 yaşındaki çoban Yusuf Oktay ve yoldan geçen masum bir motosikletli olan Abdullah Koca da bu denetimsizliğin bedelini canlarıyla ödeyenler arasındaydı.
Filmleri Aratmayan Takip ve Hazin Son
Polis helikopterlerinin havadan, jandarma ve emniyet ekiplerinin karadan yürüttüğü geniş çaplı operasyon gece boyu sürdü. İzini kaybettirmeye çalışan Öztürk, bir akaryakıt istasyonunda TIR şoförü Gökay Sefiloğlu’nu da vurduktan sonra saklandığı bir barakada köşeye sıkıştırıldı. Güvenlik güçlerinin ‘teslim ol’ çağrılarına uymayan zanlı, yakalanacağını anladığı an aynı silahla kendi yaşamına son verdi. Geriye ise 6 cansız beden, 8 yaralı ve toplumun vicdanında açılan derin, onarılması güç yaralar kaldı.
Tanıkların Dilinden Dehşet Anları
Saldırıdan yaralı kurtulan restoran çalışanı Mehmet Han Topal’ın ifadeleri, o anki savunmasızlığı net bir şekilde özetliyor. ‘Hoş geldin’ dediği birinin kendisine ateş edeceğini asla hayal etmediğini belirten Topal, katilin soğukkanlılığı karşısında dehşete düştüğünü anlattı. Bugün toprağa verilen 6 masum can, Türkiye’nin ‘bireysel silahlanma’ ve ‘psikiyatrik takip süreçleri’ konusundaki eksikliklerini bir kez daha en acı şekilde yüzümüze çarptı.






