Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, siyasetin uzun süredir etrafında dolandığı ancak bir türlü neşter vuramadığı o büyük yarayı deşti. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu üzerinden yapılan açıklamalar, Ankara kulislerinde basit bir değerlendirme değil, açık bir meydan okuma olarak yankılandı. Kurtulmuş’un ifadeleri net: Mevcut anayasa artık bu ülkenin potansiyelini taşıyamıyor. Bu raporun bir ‘mihenk taşı’ olduğunu vurgulayan TBMM Başkanı, Ramazan sonrası için yasama organına adeta savaş boyalarını sürdürme talimatı verdi.
12 Eylül Prangasından Kurtulma Vakti Geldi
Siyasetin her kanadının üzerinde ittifak ettiği, ancak iş icraata geldiğinde köşe kapmaca oynadığı 12 Eylül darbe anayasası meselesi, Kurtulmuş’un açıklamalarıyla tekrar masanın tam ortasına konuldu. Analiz edilmesi gereken temel nokta şu: Türkiye artık makyaj niteliğinde düzenlemelerle vakit kaybedecek lükse sahip değil. Kurtulmuş, bu durumu ‘hayat eşiği’ olarak tanımlayarak, meselenin sadece hukuk tekniği değil, bir milli egemenlik mücadelesi olduğunu hatırlattı. Darbe zihniyetinin tortularını taşıyan bir metinle sivil siyaset inşa etmek, temeli çürük bir binada lüks dekorasyon yapmaya benziyor. Artık bu binanın yıkılıp yeniden yapılması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Siyasette Ramazan Sonrası Fırtına Bekleniyor
Peki, neden Ramazan sonrası? Uzman görüşlerine ve Ankara’daki stratejik hamlelere bakıldığında, bu tarihin tesadüf olmadığı aşikar. Yerel seçimlerin yorgunluğunu atan siyaset mekanizması, bayramdan sonra yeni anayasa ve yasal düzenlemeler için en sert tartışmaların içine girecek. Kurtulmuş’un ‘sıkı çalışma dönemi’ vurgusu, meclis koridorlarında ışıkların sönmeyeceğinin habercisi. Bu süreçte sadece iktidar blokunun değil, muhalefetin de samimiyet sınavından geçeceği bir dönem bizi bekliyor. Toplumsal kutuplaşmanın panzehiri olarak sunulan milli dayanışma ruhu, eğer kağıt üzerinde kalırsa Türkiye bu tarihi fırsatı bir kez daha ıskalamış olacak.
Sonuç olarak, TBMM Başkanı’nın bu çıkışı bir temenni değil, bir siyasi takvim ilanıdır. 12 Eylül’ün karanlık gölgesini 2024 Türkiye’sinin üzerinden çekip almak, sadece siyasetçilerin değil, tüm toplumun ortak talebi haline gelmiştir. Artık top meclisin sahasında; ya bu prangalar kırılacak ya da Türkiye eski vesayet artıklarının gölgesinde patinaj yapmaya devam edecek. Anlayış birliği vurgusu yapan Kurtulmuş, tüm partilere şu mesajı gönderdi: Tarih, bu eşikte sivil bir anayasa için elini taşın altına koymayanları affetmeyecektir. Türkiye için kritik eşik aşılmıştır, şimdi sıra bu zaferi yeni bir toplumsal sözleşme ile taçlandırmakta.






