Meclis’te Dosyalar Masaya İndi: Oyalama Bitti
Türkiye, Ankara’nın o ağır havasında 23 Nisan kutlamalarıyla nefes almaya çalışırken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan sokaktaki her bir ferdi yakından ilgilendiren, barut kokusundan arınmış bir Türkiye’nin fitilini ateşleyecek açıklamalar geldi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu aylardır sürdürdüğü o kapalı kapılar ardındaki mesaiyi tamamladı. 21 uzun toplantı, yüzlerce görüş ve sonunda masada duran bir rapor. Artık topu taca atma devri bitti. Sokaktaki vatandaş, trafiğinde huzurla ilerleyeceği, parkında korkusuzca oturacağı bir kentin hayalini kurarken, Ankara’daki bu yasal çerçeve hayati bir noktaya işaret ediyor.
Sadece Rapor Değil Yol Haritası
Kurtulmuş’un üzerine basa basa söylediği ‘yol haritası’ meselesi, aslında yıllardır beklediğimiz o somut adımın ta kendisi. Raporun özellikle 6. ve 7. bölümlerinde yer alan önerilerin kağıt üzerinde sararıp solmasına izin verilmemesi gerekiyor. Meclis Başkanı, işin zor kısmının geride kaldığını savunsa da, asıl sınavın şimdi başladığını hepimiz biliyoruz. Örgütün kendisini feshetmesi ve silahlarını bırakması, artık bir ‘temenni’ olmaktan çıkıp, devletin güvenlik birimleri tarafından tescillenmiş bir gerçekliğe dönüşmek zorunda. Eğer o silahlar bırakılmazsa, yazılan bin sayfalık raporun da sokaktaki insanın nezdinde hiçbir karşılığı kalmaz.
Siyasetçilere Açık Çağrı: Elinizi Taşın Altına Koyun
Şimdi sormak lazım: Meclis’te grubu bulunan partiler bu işin neresinde duracak? Kurtulmuş, partilerin kendi yasal tekliflerini hazırlaması gerektiğini belirterek aslında bir anlamda onlara ‘samimiyet testi’ uyguluyor. Gelecek olanın, ‘vazgeçtim’ diyenin muhatap olacağı yasal bir zemin yoksa, biz daha çok ‘süreç’ konuşuruz. Bu belirsizlik hali, kentin huzurunu kaçıran, toplumsal barışı zedeleyen en büyük engeldir. Yasalaşma süreci bir an evvel başlamalı. Hayırlı işlerde acele etmek gerektiğini hatırlatan Kurtulmuş, gecikmenin bedelini bu milletin canıyla ve malıyla ödediğini de satır aralarında hissettirdi. Artık laf değil, icraat görme vaktidir.
Geciken Takvim ve Milletin Sabrı
Sürekli sorulan ‘ne zaman?’ sorusuna net bir takvim verilmemesi can sıksa da, Meclis’in bu en zor meseleyi yüz akıyla tamamladığı iddiası iddialı bir duruş. Kent editörü olarak söylüyorum; sokaktaki adam raporun kaç sayfa olduğuna bakmaz, silahların susup susmadığına bakar. Eğer en başta belirlenen o takvime riayet edilseydi, bugün bambaşka bir Türkiye’yi konuşuyor olacaktık. Şimdi tüm gözler Meclis’teki siyasi grupların müzakerelerinde. Bu mesele, siyasi çekişmelere kurban edilemeyecek kadar büyük, kentin geleceğini ipotek altına almayacak kadar kritiktir. Kimsenin bu raporu rafa kaldırma lüksü yok; halk artık somut bir sonuç bekliyor.






