MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9830 ▲ %0,02
EURO 53,4862 ▲ %0,23
ALTIN 6.594,70 ▲ %0,62

Marmaris’teki O Ölümde Kan Donduran İtiraf Geldi!

Adaletin Peşindeki İnatçı Takip Sonuç Verdi

Muğla’nın Marmaris ilçesinde üç yıl önce yaşanan ve kayıtlara “talihsiz bir kaza” olarak geçen olay, bir evladın pes etmeyen adalet arayışıyla tamamen farklı bir boyuta evrildi. 28 Mart 2023 tarihinde nakliyeci Abdullah Uslu’nun kendi silahıyla vurularak hayatını kaybetmesi, o dönemde alkollü bir kaza olarak nitelendirilip dosya kapatılmıştı. Ancak maktulün kızı Aylin Kızılca’nın sezgileri ve itirazları, bugün Türkiye’nin gündemine oturan bir cinayet soruşturmasının fitilini ateşledi. Marmaris dosyasının raftan indirilmesi, aslında göründüğü gibi olmayan bir trajediye dair karanlık noktaları birer birer aydınlattı.

Kriminal Rapor ‘Kaza’ Yalanını Çürüttü

Dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte ortaya çıkan Adli Tıp ve kriminal raporlar, ilk başta anlatılan hikâyeyi adeta yerle bir etti. Silahın düşme veya çarpma sonucu ateş almasının fiziksel olarak imkânsız olduğu bilimsel verilerle belgelendi. Daha da çarpıcı olanı, atışın yapıldığı mesafeydi. Yapılan detaylı incelemeler, merminin 20 ila 40 santimetre gibi oldukça yakın ancak “kazara” denilemeyecek bir mesafeden çıktığını kanıtladı. Bu durum, olayın bir intihar ya da kaza değil, doğrudan bir müdahale olduğunu kanıtlıyor. Olay yerinde bulunan boş kovanların konumu ve kapı kenarındaki mermi izleri, “havaya ateş açıldı” iddialarının da kurgudan ibaret olduğunu gösterdi.

‘Bozuk’ Denilen Kamera ve Gizli Kayıtlar

Soruşturmanın derinleşmesiyle beraber adeta bir polisiye romanını andıran detaylar gün yüzüne çıktı. Olay günü “çalışmıyor” denilen ve yerinde bulunamayan güvenlik kamerası cihazı, şüphelilerle bağlantılı bir adreste gizlenmiş halde bulundu. Siber suçlar uzmanlarının incelemesine gönderilen bu cihaz, o gece yaşananların sessiz tanığı olma potansiyeli taşıyor. Bunun yanı sıra teknik takibe takılan telefon konuşmaları, şüphelilerin kendi aralarındaki “profesyonel katil” ve “ifaden onu yakar” şeklindeki diyalogları, planlı bir eylem şüphesini en üst seviyeye taşıdı. Bu veriler, adaletin sadece ifadelerle değil, somut delillerle sağlandığını bir kez daha hatırlatıyor.

Mal Varlığı Devri ve Büyük İtiraf

Cinayet şüphesini körükleyen bir diğer dikkat çekici ayrıntı ise ekonomik hareketlilik oldu. Olayın hemen ardından maktulün eşine ait bazı taşınmazların, komşu ailenin yakınlarına devredilmesi, müfettişlerin radarına takıldı. Köşeye sıkışan ve vicdan azabı ile yönlendirmeler arasında kalan eş Suna Uslu’nun savcılıktaki son ifadesi ise her şeyi değiştirdi. Uslu, önceki ifadelerinin kurgu olduğunu, olay anında aslında bir boğuşma yaşandığını ve komşuları tarafından yanlış yönlendirildiğini kabul etti. Bu itirafın ardından Suna Uslu ve komşusu Hanife Ayaydın tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bu dava, hiçbir şüphenin peşinin bırakılmaması gerektiğini ve gerçeğin er ya da geç ortaya çıkacağını bir kez daha kanıtlıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir