Okyanusların Sessiz Katilleri: Hayalet Ağlar
3 Mart Dünya Omega Günü vesilesiyle Büyükada, sadece yerel bir temizlik kampanyasına değil, küresel bir çevre krizine dikkat çeken önemli bir misyona ev sahipliği yaptı. Adalar Belediyesi, Orzax, Deniz Temiz Derneği (TURMEPA) ve Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği ‘hayalet ağ’ temizliği, Marmara Denizi’nin derinliklerindeki görünmez tehdidi bir kez daha gündeme taşıdı. Balıkçılar tarafından kaybedilen ya da terk edilen, yüzyıllar boyu suda çözünmeden kalabilen bu ağlar, deniz ekosistemlerinin en sinsi katillerinden biri olarak biliniyor. Uluslararası veriler, dünya genelindeki ticari ağların yaklaşık yüzde 6’sının her yıl ‘hayaletleştiğini’ ve su altında 600 yıla kadar bozulmadan kalabildiğini gösteriyor. Bu sessiz katiller, sadece balıkları değil, deniz kaplumbağalarından foklara, mercan resiflerinden tüm deniz tabanına kadar geniş bir yaşam yelpazesini pençesinde boğarak yok ediyor. Bakanlık raporları, deniz tabanında kalan her 100 metrelik ağın yılda ortalama 300 deniz canlısını pasif bir şekilde avladığını ortaya koyuyor.
Marmara’nın Kırılgan Dengesi ve Yerel Kahramanlar
Marmara Denizi, biyoçeşitliliği ve hassas ekosistemiyle hayalet ağların yarattığı tahribata karşı özellikle savunmasız bir konumda. “Mavi İz” projesi kapsamında uzmanlaşan dalgıçlar, Büyükada açıklarında Marmara’nın derinliklerine inerek bu ölümcül ağları yüzeye çıkardı. Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da gönüllü olarak bu zorlu dalışa katılarak, denizin altında gördüğü tabloyu yürek burkan sözlerle anlattı: “Denizin altına girdiğimde büyük bir tehlikeyle karşılaşıyorum. O ağlar çıkarılmadığında canlı yaşamlar son buluyor. Ağa takılan bir balığı, bir karabatağı görmek içimi acıtıyor.” Bu kişisel tanıklık, sorunun ciddiyetini ve aciliyetini bir kez daha gözler önüne seriyor. Dalışlarda çıkarılan bu ölümcül ağlar, heykel sanatçısı Büşra Kölmük’ün ellerinde birer sanat eserine dönüşerek Büyükada Taş Mektep’te sergilendi; böylece hem tehlikeye hem de dönüşüme dikkat çekildi.
Besin Zincirinden İnsan Sağlığına Küresel Etki
Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu’nun vurguladığı gibi, denizlerin temizliği ve sağlığı, Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği ve kalitesi açısından yaşamsal bir öneme sahip. Alimoğlu, “Deniz korunmadan beslenme zinciri, beslenme zinciri korunmadan insan sağlığı korunamaz. Denizleri korumak toplum sağlığına yapılan en temel yatırımdır” sözleriyle bu kritik bağlantıyı net bir şekilde ortaya koydu. Denizlerdeki biyoçeşitliliğin ve balık popülasyonlarının hayalet ağlar tarafından yok edilmesi, sadece ekolojik bir felaket değil, aynı zamanda doğrudan insanlığın beslenme ve sağlık geleceğini tehdit eden küresel bir sorundur. Omega-3 gibi temel besin kaynaklarının sürdürülebilirliği, temiz ve sağlıklı denizlere bağlıdır. Bu yıl hayalet ağlarla mücadele ve deniz biyokütlesinin korunması, küresel olarak kutlanan Dünya Omega 3 Günü kapsamında uzun soluklu bir sürdürülebilirlik yaklaşımının merkezine oturtuldu. Bu yolculuğun gelecek yıllarda da kesintisiz devam edeceği taahhüdü, uzun vadeli bir vizyonun göstergesi.
Geleceğe Miras: Çözümler ve Vatandaşın Sorumluluğu
2024 yılında Marmara’da 1.6 milyon metrekare, yani yaklaşık 224 futbol sahası büyüklüğünde hayalet ağın denizden çıkarılmış olması, yapılan çalışmaların ölçeğini ve önemini gözler önüne seriyor. Ancak bu rakamlar, sorunun büyüklüğü karşısında sadece bir başlangıç. Hayalet ağ sorununa kalıcı çözümler getirmek için sadece temizlik faaliyetleri değil, aynı zamanda balıkçılık ekipmanlarının takibi, geri dönüşüm teşvikleri ve biyolojik olarak çözünebilen ağların geliştirilmesi gibi önleyici tedbirler de büyük önem taşıyor. Küresel bir dış haberler şefi olarak altını çizmek gerekir ki, denizlerimizdeki bu görünmez tehdit, sadece devletlerin veya çevre örgütlerinin değil, her bir bireyin sorumluluğundadır. Tüketici olarak bilinçli tercihler yapmak, deniz ürünleri kaynaklarına dikkat etmek ve bu tür temizlik kampanyalarına destek vermek, gelecek nesillere temiz ve yaşanabilir denizler bırakmanın anahtarıdır. Aksi takdirde, denizlerimizin çığlığı, gelecek nesillerin kulaklarında sessiz bir çığlık olarak yankılanmaya devam edecek.






