Kritik Davada Şantaj İddiaları Ortalığı Karıştırdı
Kamuoyunun ve iş dünyasının yakından takip ettiği büyük davada, sanık Murat Kapki’nin savunması mahkeme salonunda yankı uyandırdı. Çapraz sorgu öncesinde söz alan Kapki, kendisinden ‘gizli soruşturma’ bahanesiyle 100 bin dolar istendiğini iddia ederek yargı sürecindeki karanlık noktaları bir bir anlattı. 2024 yılının Ekim ayında başlayan bu sürecin bir kumpas olduğunu öne süren Kapki, adalet arayışında yalnız bırakıldığını savundu.
‘Dosyayı Kapatmak İçin Para İstediler’
Kapki’nin iddialarına göre, Çetin Ayaz isimli bir şahıs kendisine ulaşarak şirketleri hakkında gizli bir soruşturma yürütüldüğünü söyledi. Bu bilginin detaylarını paylaşmak ve süreci yönlendirmek için 100 bin dolar ön ödeme talep edildiğini belirten Kapki, bu durumu savcılığa bildirmesine rağmen herhangi bir adım atılmadığını söyledi. Davanın seyri, bu şantaj iddialarıyla birlikte bambaşka bir boyuta taşınırken, yargının işleyişine dair soru işaretleri de artmaya başladı.
Mal Varlığı Devri ve ‘Roma’yı Yaktım’ Çıkışı
Savunmasında ailesini ve geleceğini korumak için her şeyi yapabileceğini vurgulayan Kapki, mal varlıklarını neden devrettiğine de açıklık getirdi. TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kaan ile görüştüğünü ve onun tavsiyesiyle hareket ettiğini belirten Kapki, yaşadığı psikolojik baskıyı ‘Roma’yı sen mi yaktın deselerdi, evet ben yaktım derdim’ sözleriyle ifade etti. Bu çarpıcı itiraf, bir iş insanının yargı ve şantaj kıskacında nasıl bir çaresizliğe sürüklendiğinin en somut kanıtı olarak kayıtlara geçti.
Ekrem İmamoğlu’ndan İstinaf ve Diploma Tepkisi
Mahkeme heyeti ara verdiği sırada açıklamalarda bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise kendi yargı süreciyle ilgili sert konuştu. Diplomasının iptali başvurusuyla ilgili istinafın jet hızıyla karar vermesini eleştiren İmamoğlu, mahkeme başkanının kısa süre önce görevden alınmasına dikkat çekti. Bu kararın hukuki değil, siyasi bir hamle olduğunu savunan İmamoğlu, mücadelesini Danıştay’a taşıyacağını belirterek adalet vurgusu yaptı.
Vatandaşın Adalet Beklentisi ve Ekonomik Güven
Yargı koridorlarında yaşanan bu gelişmeler, sadece tarafları değil, toplumun genel adalet algısını da derinden sarsıyor. Bir yandan şantaj iddiaları diğer yandan siyasi müdahale tartışmaları, Türkiye’nin hukuk devleti kimliğini yeniden tartışmaya açıyor. Adalet sistemindeki bu tür belirsizlikler, yerli ve yabancı yatırımcının güvenini zedelerken, nihayetinde faturanın yine vatandaşın cebine yansıdığı bir ekonomik belirsizlik ortamına zemin hazırlıyor.






