MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9808 ▲ %0,02
EURO 53,5307 ▲ %0,29
ALTIN 6.597,72 ▲ %0,66

Mahkeme Deposu Skandalı: Kayıp Silahların Ardındaki Acı İtiraf Ortaya Çıktı

Adliye Koridorlarında Vızıldayan Bir Sır

Adalet sisteminin en hassas noktalarından biri olan suç eşyası depoları, hukukun namusu, kamu güvenliğinin ise kilit taşıdır. Suç mahallerinden toplanan delillerin, özellikle de silahların titizlikle korunduğu, adil yargılamanın temelini oluşturan bu emanetler, son günlerde Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’na ait depodan gelen şok edici haberle sarsıldı. Yürekleri ağızlara getiren bu gelişme, sadece bir bürokratik ihmal olmanın ötesinde, insan ruhunun derinliklerindeki çaresizliğe ve kamusal güvene dair önemli soruları beraberinde getiriyor. Her birimizin adalete olan inancını taze tutmakla yükümlü kurumların, kendi içindeki bu tür sarsıntıları nasıl yönettiği, toplumun gözü önünde cereyan eden bir dram niteliğinde.

Depodan Kaybolan Silahlar ve Başlayan Soruşturma

Olayın fitili, 10 Ekim 2025 tarihinde Adalar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Suç Eşyası ve Emanet Deposu’nda yapılan rutin bir denetimle ateşlendi. Bu kontroller sırasında, depoda bulunması gereken tam 12 adet silahın esrarengiz bir şekilde kayıp olduğu anlaşıldı. Bu durum karşısında yetkililer alarma geçti. Acaba bu silahlar rutin incelemeler için mi laboratuvara gönderilmişti? Yapılan detaylı araştırmalar ve İstanbul Bölge Polis Kriminal Laboratuvarı kayıtlarının titizlikle taranması sonucunda, kayıp silahlardan sadece üçünün gerçekten de yeniden incelemeye alındığı ortaya çıktı. Ancak bu üç silahtan ikisinin, 2 Ekim 2023 tarihinde emanet işlemleri bürosunda görevli bir zabıt katibi olan Utku Erkek üzerinden temin edildiği, diğer birinin ise bambaşka bir soruşturma kapsamında, yine bir şüphelinin evinde ele geçirildiği anlaşıldı. Bu bilgiler, okların Emanet İşlemleri Bürosu’nda görevli Utku Erkek’e dönmesine neden oldu.

Çaresizliğin Kıyısındaki Bir İtiraf

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma hızla derinleşti ve genç zabıt katibi Utku Erkek, görev yaptığı dönemde sorumluluğu altındaki silahları usulsüz bir şekilde emanet dışına çıkarmak suçlamasıyla 26 Kasım’da gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılan Erkek, nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. İşte tam bu noktada, herkesin aklındaki ‘neden’ sorusu, savcılık ifadesinde dile getirilen cümlelerle yürek burkan bir boyut kazandı. Utku Erkek, suçunu tüm çıplaklığıyla itiraf etti: “2023 yılında maddi olarak çok zor bir dönemden geçiyordum. Eşimle de ciddi sorunlarım vardı. İntiharın eşiğine gelmiştim ve emanet memurluğundan iki kez silah aldım. Kendime kıymak için kullanacaktım ama bir türlü cesaret edemedim. Daha sonra bu silahları Kartal sahilinde yakalattım.” Erkek, diğer kayıp silahlarla herhangi bir ilgisinin olmadığını da sözlerine ekledi.

Adaletin Sarsılan Güveni ve Halen Kayıp Silahlar

Bu itiraf, sadece bir zimmet davası olmanın ötesinde, insan hayatının kırılganlığını ve bürokrasinin en hassas noktalarındaki güvenlik açıklarını gözler önüne serdi. Bir devlet memurunun, canına kıyma düşüncesiyle emanetine bırakılan silahları alması, hem kişisel bir trajedi hem de kamu kurumlarına olan güveni sarsan bir durum. Her ne kadar Utku Erkek intihar etmek istediğini belirtse de, bu silahların denetimsiz bir şekilde emanet dışına çıkması, potansiyel güvenlik riskleri barındırıyor. Ya bu silahlar kötü niyetli kişilerin eline geçseydi? Bu tür sorular, toplum vicdanında derin yaralar açıyor ve devletin denetim mekanizmalarının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Soruşturma derinleştikçe, olayın karmaşıklığı da arttı. İddianamede yer alan bilgilere göre, depo incelemelerinde Utku Erkek’in bir başka silahı daha emanete aldığına dair ıslak imzası bulunduğu ve bu durumla birlikte emanet dışına çıkan toplam silah sayısının 13’e ulaştığı kaydedildi. Ancak ne yazık ki, on adet silahın akıbeti halen meçhul. Bu durum, adaletin ve güvenliğin tecelli etmesi için bu kayıp silahların bulunmasının ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor. Kayıp her bir silah, sokakta potansiyel bir tehlike anlamına geliyor.

Yargı Süreci ve Beklenen Ceza

Hazırlanan iddianameyle birlikte, zabıt katibi Utku Erkek hakkında ‘zimmet’ suçundan 6 yıl 3 aydan 21 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Bu talep, yargı sürecinin ciddiyetini ve kamusal emanete ihanetin bedelinin ağır olacağını gösteriyor. Toplumun gözü kulağı şimdi bu davada. Adaletin tecelli edip etmeyeceği, kayıp silahların akıbetinin aydınlanıp aydınlanmayacağı merak konusu. Bu tür vakalar, devletin sadece yasaları uygulamakla kalmayıp, kendi içindeki denetim mekanizmalarını da sürekli olarak gözden geçirmesi gerektiğini acı bir şekilde hatırlatıyor. Çünkü adalet, sadece suçluları cezalandırmakla kalmaz, aynı zamanda kamuya karşı sorumluluğunu da eksiksiz yerine getirmeyi gerektirir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir