Ankara Koridorlarında Konuşulan Maden Zirvesi
Ankara’nın bürokratik koridorlarında günlerdir süren gergin bekleyiş, nihayet maden işçilerinin yüzünü güldüren bir haberle sonuçlandı. İçişleri Bakanlığı’nda gerçekleşen ve iki saati aşan kritik toplantıdan çıkan uzlaşma kararı, aslında sadece bir ödeme takvimi değil, aynı zamanda işçinin alın teri karşısında kurumsal vurdumduymazlığın aldığı ağır bir mağlubiyettir. Doruk Madencilik ile varılan anlaşma sonucunda 96 milyon 340 bin TL gibi ciddi bir rakam işçilerin hesaplarına yatırıldı. Kalan bakiyeler için de 15 günlük bir mühlet tanındı ancak bu kez devletin nefesi şirketin ensesinde.
Bakan Bayraktar’dan İş Ahlakı Muhtırası
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın açıklamaları, alışılagelmiş diplomatik dilden çok uzak, adeta bir artık yeter feryadı niteliğindeydi. Bakan’ın satır aralarına baktığımızda, devletin bu şirketin dosyasını çoktan kabarttığını görüyoruz. Şirketin fırıncıyla problemi var, servisçiyle problemi var sözleri, bir firmanın sadece işçisine değil, dokunduğu tüm ekosisteme nasıl bir yük haline geldiğinin en net resmi. Bakan, açıkça söylüyor: Hükümete baskı kurup teşvik koparmak için işçiyi Enerji Bakanlığı önüne süren bir zihniyete geçit yok. Ankara’nın mesajı net; devletten teşvik alıp işçinin hakkını gasp etme dönemi kapandı.
Sektöre Üç Altın Kural: Borcu Olana Geçit Yok
Hükümetin yerli kömür üretimine 2029 yılına kadar verdiği satın alma garantisi, aslında 30 bin insanımız için ekmek kapısı demek. Ancak bu kapıdan herkes geçemeyecek. Bakan Bayraktar, yeni dönemin üç kırmızı çizgisini net bir şekilde çizdi: İşçine borcun olmayacak, bacanda filtren olacak ve devlete vergi borcun bulunmayacak. Bu şartları yerine getirmeyen işletmeler, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, devletin sunduğu imkanlardan mahrum bırakılacak. Ben bu şirkete bir daha ruhsat vermem resti, sektördeki diğer oyuncular için de ciddi bir uyarı fişeği anlamı taşıyor.
Şirketin Sabıkası Kabarık: TMSF Döneminden Bugüne
Maden işçilerinin eylemleriyle gündeme oturan bu süreç, aslında bir geçmişin birikimi. Yıldızlar SSS Holding bünyesindeki Doruk Madencilik’in Yunus Emre Termik Santralı’nı TMSF’den alırken verdiği sözlerin ne kadar havada kaldığı bugün daha iyi anlaşılıyor. Daha önce Osmangazi Elektrik Dağıtım’da yaşanan el koyma süreci, şirketin finansal yükümlülükler konusundaki sicilini zaten ortaya koymuştu. Yüzlerce olan ruhsat sayısının 92’ye kadar gerilemesi, aslında Ankara’nın bu süreci sessizce ama kararlılıkla nasıl daralttığının bir kanıtı.
Direnerek Gelen Zafer ve Bir İnsanlık Dersi
Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır’ın sözleri ise bu zaferin sadece parayla ölçülemeyeceğini gösteriyor. 17 günde 187 kilometre yol yürüyen işçiler, aslında sadece haklarını değil, saygınlıklarını da geri aldılar. Eylemin sonunda kendilerine müdahale eden polislere çiçek vererek ayrılmaları, Türk işçisinin vakur duruşunun bir simgesi olarak tarihe geçti. Şimdi gözler 15 gün sonraki son ödemede. Ankara kulislerinde konuşulan tek bir şey var: Bu kez iş sıkı tutuluyor, madencinin hakkı kimsenin cebinde kalmayacak.






