Sınav takvimleri, öğrencilerin kaderini belirleyen bu kritik dönemeçler, artık bir futbol maçının gölgesinde mi kalıyor? Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelen son açıklama, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına hazırlanan milyonlarca genci ve ailelerini adeta şoka uğrattı. Yıllardır süregelen plansızlık silsilesinin, bu kez doğrudan eğitim sisteminin kalbine saplandığı acı bir tabloyla karşı karşıyayız.
Milli Maç mı, Milli Eğitim mi?
Bakan Yusuf Tekin’in ağzından dökülen ‘milli takım maçı’ gerekçesiyle LGS’yi pazar yerine cumartesiye çekme planı, sadece bir takvim değişikliği değil, memleketin öncelikler hiyerarşisinde nerelere savrulduğunu gösteren acı bir tablo. ‘Eğer bir engel yoksa’ gibi muğlak ifadelerle duyurulan bu karar, zaten diken üstünde bekleyen on binlerce ailenin sinir uçlarına dokunmaktan başka bir işe yaramayacak.
LGS, gençlerin geleceğine yön veren, aylarca uykusuz kalınan, özel derslerle desteklenen ve ailelerin bütçesini zorlayan bir maraton. Bu süreçte en ufak bir belirsizlik, bir kaosa dönüşmeye dünden hazır bir bomba. Sınavın tarihinin dahi tartışma konusu olması, genç zihinler üzerindeki stresi katlayacak, motivasyonu düşürecek ve ‘acaba bir değişiklik daha olur mu’ endişesiyle dolu bir bekleyişe sürükleyecek.
Bitmek Bilmeyen “Son Dakika” Saçmalığı
Bu ülkede son dakika kararlarının, plansızlığın ve günü kurtarma politikasının yarattığı enkazı defalarca gördük. Trafik çilesi, altyapı dramları, kentlerin nefes alamaz hale gelmesi… Her şey birbiriyle ilintili. Şimdi de eğitim, bu ‘palavra’ yönetim anlayışının kurbanı mı oluyor? Bir milli maç, eğitim sisteminin en kritik sınavlarından birinin tarihini değiştirecek kadar büyük bir öncelik mi taşımalı?
Öğrenciler ne hissedecek? Aylardır belirli bir takvime göre ayarladığı biyolojik saati, çalışma düzeni, son düzlükteki o kritik motivasyonu… Bir maç yüzünden altüst olacak. Bu, sadece bir gün öncesine almak değil, bir çocuğun hayallerine, emeğine ve ruhsal dengesine atılan ciddi bir darbe riski taşıyor. Adaptasyon süreci, zaten kırılgan olan sınav psikolojilerini daha da yıpratacak.
Veliye ve Şehre Yüklenen Yeni Bir Çile
Veliler ne yapacak? Cumartesi çalışmak zorunda olanlar, uzaktan gelecekler, son dakika otel/bilet planları… Zaten ekonomik krizle boğuşan ailelerin sırtına binen yeni bir yük, yeni bir stres kapıda. Birçok aile, çocuklarının sınavı için aylar öncesinden planlama yapıyor; iş yerinden izin ayarlıyor, şehir dışından akraba yardımı alıyor veya konaklama ayarlıyor. Bu ani değişim, binlerce haneyi maddi ve manevi olarak zora sokacak.
Büyük şehirlerde LGS, başlı başına bir trafik ve lojistik felaketine dönüşüyor. Her sınava on binlerce araç, milyonlarca insan akın ediyor. Şimdi bir de bu plansız değişiklik, zaten felç olan kent trafiğini cumartesi gününün olağanüstü yoğunluğuyla birleştirerek tam bir keşmekeşin içine sürükleyecek. Kamu taşımacılığı buna hazır mı? Taksi bulmak işkenceye dönüşmeyecek mi? Kentin kılcal damarlarındaki bu düğümlere kim çözüm üretecek?
Futbol, şüphesiz önemlidir. Ama bir ülkenin geleceği, gençlerinin eğitimi, bir maç uğruna bu kadar kolay feda edilebilir mi? Önceliklerimiz bu kadar mı değişti? Bu kararı alanlar, o sınav salonlarındaki çocukların ve kapıda endişeyle bekleyen ailelerin sinir uçlarına dokunmanın ne demek olduğunu gerçekten anlıyor mu? Yoksa yine birilerinin ‘keyfine’ göre mi şekilleniyor bu ülkenin kaderi?






