Liselere Geçiş Sistemi (LGS) maratonunun tamamlanmasının ardından sosyal medyada paylaşılan bir video, eğitim sisteminden ziyade ebeveyn-çocuk ilişkisindeki derin sorunları gün yüzüne çıkardı. Sınav merkezinin önünde kaydedilen görüntülerde, bir annenin sınavdan çıkan kızına yönelik kullandığı ağır ifadeler kamuoyunda geniş çaplı bir tartışma başlattı. Kısa sürede yayılan videoda annenin, hayal kırıklığı yaşayan çocuğuna destek olmak yerine kendi toplumsal statüsünü ve mahcubiyetini ön plana çıkardığı görülüyor.
Görüntülerde yer alan annenin kızına sarf ettiği “Beni rezil ettin”, “İnsan içine çıkacak halim kalmadı” ve “Senden ne bir öğrenci ne de hayırlı bir evlat oldu” şeklindeki sözler, sosyal medya kullanıcıları arasında tepkiyle karşılandı. Uzmanlar, bu durumun sadece o anlık bir sinir patlaması olmadığını, altında yatan kronik sorunların bir dışa vurumu olduğunu vurguluyor. Psikolog ve pedagog Ebru Şen, videoda görülen bu tablonun bir iletişim kazasından çok daha ciddi pedagojik hatalar barındırdığını ifade etti.
Başarı Odaklı Sevgideki Büyük Tehlike
Ebru Şen’in değerlendirmelerine göre, videoda sergilenen tutum çocuğun değerini tamamen akademik başarıya indirgeyen bir zihniyetin ürünü. Şen, burada iki temel hatalı ebeveyn yaklaşımının aynı anda devreye girdiğini belirtiyor. Bunlardan ilki, çocuğu hatasından dolayı sözlü olarak aşağılayan “cezalandırıcı ebeveyn”, ikincisi ise beklentileri ulaşılması güç noktalara taşıyan “aşırı talepkâr ebeveyn” tutumu olarak tanımlanıyor. Bu iki yaklaşım birleştiğinde, çocuğun ruh dünyasında onarılması güç yaralar açılması kaçınılmaz hale geliyor.
Asıl sorunun kriz anındaki öfkeden ziyade, annenin odağının çocuğun duyguları değil, kendi yaşadığı “rezil olma” korkusu olduğunu belirten Şen, bu durumun güvenli bağlanma ilkesine aykırı olduğunu hatırlatıyor. Çocuğun başarısızlık ya da üzüntü yaşadığı anlarda sığınabileceği tek liman olan ebeveyninin bir tehdit unsuru haline gelmesi, çocuğun ilerleyen yaşlarda da kendini değersiz hissetmesine yol açabiliyor.
Uzmanlara göre, sevginin başarı koşuluna bağlanması, bireyin hayatı boyunca sürekli dış onay arayan ve kendi değerini sadece başarılarıyla ölçen bir yetişkin olmasına neden oluyor. Bu noktada ebeveynlerin, sınav sonuçları ne olursa olsun çocuklarına duygusal güven sağlamaları ve kendi hayal kırıklıklarını çocuğun omuzlarına yüklememeleri hayati önem taşıyor. Sınav süreci sona erse de, bu tür travmaların etkisinin yıllarca sürebileceği gerçeği unutulmamalıdır.
Kaynak: Hürriyet






