MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9752 ▲ %0,01
EURO 53,5833 ▲ %0,40
ALTIN 6.616,40 ▲ %0,95

Kurtuluşun Şifresi: 19 Mayıs’ta Samsun’da Ne Oldu?

Vatanın tapusunu masada teslim edenlere karşı, sahada yumruğunu vuran bir iradenin hikayesidir bu. Mondros Mütarekesi imzalandığında Anadolu bir pasta gibi bölüşülmeye hazırdı; İngilizler, Fransızlar ve İtalyanlar her köşeden vatan toprağını kemirmeye başlamıştı. İstanbul’un önlerinde demirleyen düşman donanması, aslında bir milletin idam fermanını hazırlıyordu. Ancak hesaplamadıkları bir gerçek vardı: Bir askerin, Mustafa Kemal’in, ‘Geldikleri gibi giderler’ diyerek başlattığı o sarsılmaz irade her şeyi değiştirecekti.

İşgalin Karanlığından Samsun’un Aydınlığına

1919 yılına gelindiğinde İzmir işgal edilmiş, halkın direnci kırılmaya çalışılmıştı. Samsun ve çevresindeki Rum çeteleri, bölgeyi kaosa sürükleyerek Mondros’un o meşhur 7. maddesini işletmeye çalışıyordu. Hedefleri netti; kargaşa çıkarıp tüm Karadeniz’i İtilaf Devletleri’nin doğrudan işgaline açmak. İşte bu noktada 9. Ordu Müfettişi olarak görevlendirilen Mustafa Kemal, sadece asayişi sağlamak için değil, bir milletin kaderini sıfırdan yazmak için Bandırma Vapuru’na bindi. Bu sıradan bir yolculuk değil, bir ulusun son kurşununu namluya sürmesiydi.

Bandırma Vapuru ve Reji İskelesi’ndeki Büyük Kararlılık

16 Mayıs’ta İstanbul’dan ayrılan o vapur, dalgalarla değil, tarihin akışıyla boğuşuyordu. 19 Mayıs 1919’da Samsun’un Reji İskelesi’ne ayak basan o kadro, imkansızlığın içinde yeni bir imkan yaratmaya geldi. Şehrin iskeleleri savaş yorgunuydu, Rus bombalarıyla yerle bir edilmişti. Sadece Fransızlara ait olan o küçük iskele ayaktaydı. Mustafa Kemal, bu yıkıntılar arasından geçerek Havza’ya doğru yola koyulduğunda, cebinde sadece bir görev kağıdı değil, tam bağımsızlık yemini vardı. Bu adım, emperyalizmin suratına atılmış en sert tokattı.

Amasya’dan Sivas’a Uzanan Kurtuluş Zinciri

Samsun’da yakılan o ilk kıvılcım, sadece bir hafta içinde Havza’da bir genelgeye, ardından Amasya’da ‘Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ haykırışına dönüştü. Erzurum ve Sivas kongreleriyle bu irade, hiçbir gücün durduramayacağı bir çığ haline geldi. Bu süreç, sadece askeri bir harekat değil, topyekun bir uyanıştı. Bugün 107. yılında coşkuyla andığımız bu tarih, bir bayram kutlamasından çok daha fazlasıdır; küllerinden doğan bir milletin tapu tescil belgesidir.

107 Yıl Sonra Aynı İrade

Bugün 19 Mayıs 2026. Aradan geçen koca bir asra rağmen, 1919 ruhunun neden bu kadar diri tutulması gerektiğini anlamak zorundayız. O günkü askeri kuşatılmışlık, bugün farklı ekonomik veya siyasi maskelerle karşımıza çıksa da, çözüm reçetesi hala aynıdır: Şartlar ne olursa olsun pes etmemek. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği o miras, sadece törenlerde şiir okumak değil, vatanın her karış toprağında üretmek, çalışmak ve onuru korumaktır. 107 yıl önce Reji İskelesi’nde parlayan o meşale, yolu şaşıranlar için hala en güvenli limandır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir