MENÜ
18 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,4527 ▲ %0,18
EURO 53,4423 ▼ %0,11
ALTIN 6.402,10 ▲ %0,90

Küllerinden CERN’e: Prof. Dr. Fatma Aydoğmuş Şen’in İlham Veren Yolu

Yıkımın Ortasından Doğan Bir İrade

Bazen kader, insanı en zayıf yerinden sınarken aslında ona en büyük gücünü bahşeder. Eminönü’nün dar sokaklarında, geleneksel bir İstanbul mahallesinde çocukluğunu geçiren Fatma Aydoğmuş Şen için hayat, henüz ilkokul sıralarına adım atmadan büyük bir kırılma yaşadı. Evlerini saran alevler, sadece dört duvarı değil, bir ailenin tüm maddi güvencesini de yuttu. Sosyolojik açıdan ‘mekansızlık’ bir insanın kimlik inşasında derin yaralar açabilecekken, Fatma Hoca için bu yangın, zihinsel bir sığınağın inşasına vesile oldu. Komşu evindeki küçücük bir odada altı kişi paylaşılan o iki yıl, aslında bir bilim insanının sabır ve azimle yoğrulan karakterinin sessizce şekillendiği dönemdi.

Soba Isısından Zihinsel Aydınlanmaya

Eğitim, Cumhuriyet’in en büyük vaadi olan ‘fırsat eşitliği’ idealini Fatma Aydoğmuş Şen’in hikayesinde somutlaştırıyor. Kapısı bile olmayan, sadece tek odasında soba yanan soğuk bir evde, yorganın altında ders çalışmak fiziksel bir zorunluluktan öte, entelektüel bir direnişti. Toplumsal sınıf farklarının keskin olduğu bir dönemde, bir kız çocuğunun ‘bilim insanı olacağım’ ideali, çevresi tarafından bir hayal gibi görülse de o, bu hayali rasyonel bir plana dönüştürmeyi bildi. İstanbul Üniversitesi Fizik Bölümü’nde başlayan bu akademik serüven, sadece bir diploma avcılığı değil, varoluşsal bir kanıtlama çabasıydı. Nitekim 4 üzerinden 4 ortalamayla tamamlanan doktora, bu çabanın en somut tescili oldu.

CERN’den Nature Dergisine Uzanan Fiziksel Devrim

Dünyanın en prestijli bilim merkezi olan CERN’de görev almak, bir fizikçi için zirve noktasıdır. Ancak Prof. Dr. Şen için bu, sadece bir kariyer basamağı değil, evrenin sırlarını anlama tutkusunun bir yansımasıydı. Nobel ödüllü hocalardan ders alarak ufkunu genişleten Şen, geçtiğimiz yıl yapay zeka tabanlı çalışmasıyla bilim dünyasının ‘Kutsal Kasesi’ sayılan Nature dergisinde yer alarak başarısını küresel ölçekte mühürledi. Onun başarısı, sadece bireysel bir zafer değil; aynı zamanda fen bilimleri alanında kadınların ‘görünmez’ kılındığı akademik bariyerlere indirilmiş güçlü bir darbedir.

Kişisel Acıdan Bilimsel Çözüme: Alzheimer Modeli

Bilim, çoğu zaman laboratuvarların soğuk duvarları arasında steril bir uğraş gibi algılanır. Oysa Fatma Aydoğmuş Şen, bilimi en insani duygularla, babasına olan vefasıyla birleştirdi. Babasının Alzheimer hastalığına yakalanması, onun akademik dehasını bu alana yönlendirmesine neden oldu. Yapay zeka ve matematiksel modelleme kullanarak hastalığın beyindeki yayılım haritasını çıkarması, tıbbi teşhis yöntemlerinde çığır açabilecek bir nitelik taşıyor. Bu durum, bilimin aslında yaşamın içindeki sancılardan beslendiğinde ne kadar dönüştürücü olabileceğini kanıtlıyor.

Kız Çocukları İçin Yeni Bir Rol Model

Bugün kendi kızı Eylül ile bilim yolculuğuna devam eden Prof. Dr. Şen, toplumsal cinsiyet rollerinin bilimsel alanlardaki baskısını kırmak için de mücadele ediyor. ‘Zor’ olduğu gerekçesiyle kız çocuklarının uzak durduğu fizik, kimya ve biyoloji gibi alanların aslında birer tutku meselesi olduğunu vurguluyor. Onun hikayesi, imkansızlığın bir mazeret değil, sadece aşılması gereken bir eşik olduğunu gösteriyor. Eminönü’nün yanmış bir evinden çıkan o küçük kız çocuğunun bugün dünyayı değiştiren yapay zeka modelleri üretmesi, azmin coğrafya ve imkan tanımadığının en zarif örneğidir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir