Sıradan Bir Tartışma Değil: Derinleşen Çatlaklar
İstanbul’un Pendik ilçesinden gelen acı haber, aslında sadece bir otopark tartışmasının çok ötesinde, yıllara yayılan bir dostluğun nasıl trajediye dönüştüğünü gözler önüne seriyor. Bahçelievler Mahallesi’nde yaşanan kanlı olayın kurbanı Hüseyin Teke, oto galerici Seyfettin B. tarafından 11 yaşındaki kızının dehşet dolu bakışları arasında vurularak hayatını kaybetti. Ancak bu sadece bir anlık öfke patlaması mıydı, yoksa yıllardır birikmiş gerilimin son perdesi mi? Kaynaklarımıza göre, Teke ve zanlı Seyfettin B.’nin aileleri tam 55-60 yıldır çocukluktan bu yana tanışan, hatta dost denilebilecek kadar yakın kişilerdi. İşte asıl bomba burada gizli; bu, sıradan bir komşu anlaşmazlığı değil, kökleri derine inen, yıkılan bir güven köprüsünün hikayesi.
Otopark Çıkmazı ve Büyüyen Öfke
Metropol şehirlerdeki otopark sorunları, ne yazık ki sıkça küçük kıvılcımları büyük yangınlara dönüştürüyor. Pendik’teki bu elim olayda da fitili ateşleyen, oto galericilik yapan Seyfettin B.’nin iş yerine ait araçları Mutluluk Sokak’taki bir binanın önüne, komşusu Hüseyin Teke’nin aracını park edeceği alana bırakması oldu. Hüseyin Teke, kendi arabasını park edemeyince, uzun yıllardır tanıdığı Seyfettin B.’yi telefonla arayarak duruma tepki gösterdi. Bu telefon görüşmesiyle başlayan gerginlik, ikilinin bina önünde karşılaşmasıyla kısa sürede kontrolden çıktı. Sözlü atışma dakikalar içinde silahlı kavgaya evrildi ve Seyfettin B.’nin silahından çıkan kurşunlar, tüm hayatları derinden sarstı. Ne yazık ki bu olay, kent yaşamındaki tahammülsüzlüğün ve mülkiyet hırslarının ne denli trajik sonuçlar doğurabileceğinin acı bir kanıtı.
Kızının Gözü Önünde Yaşanan Dehşet
Hüseyin Teke, kalbinden ve kolundan aldığı kurşunlarla yere yığılırken, en büyük tanığı kapının ardındaki 11 yaşındaki kızıydı. Eşi Fatoş Teke’nin basın mensuplarına anlattıkları, olayın vahametini ve minik tanığın yaşadığı travmayı gözler önüne serdi: “Kızım kapının dürbününden babasının vurulduğunu, her şeyi görmüş. Bunu asla unutamıyor. 4,5 yaşındaki oğlum da babasını orada can verirken gördü.” Bu sözler, sadece bir cinayetin değil, iki küçük çocuğun psikolojilerinde açılan derin yaraların da kanıtı. Zanlının, eşinin yerde can çekiştiğini görmesine rağmen, “o kadar soğukkanlı ki, yerden kalkıp bir şeyler topladı, arkasına bile bakmadan asansöre binip gitti” sözleri, olayın dehşetini katlayan bir başka ayrıntıydı.
Adalet Arayışı ve Toplumsal Yansımaları
Olayın ardından hastaneye kaldırılan Hüseyin Teke tüm müdahalelere rağmen kurtarılamazken, arbedede bacağından yaralanan Seyfettin B. ise tedavi altına alındı. Merhum Hüseyin Teke, Adli Tıp’taki işlemlerin ardından Pendik Erenler Camii’nde kılınan cenaze namazıyla son yolculuğuna uğurlandı. Eşi Fatoş Teke, eşinin tabutuna sarılarak uzun süre gözyaşı dökerken, dileği tekti: “En ağır cezayı almasını istiyorum. Benim iki çocuğumun katili ölsün istiyorum.” Bu feryat, sadece kişisel bir acının değil, benzer olaylara karşı toplumsal adalet beklentisinin de bir yansıması. Yıllara dayanan bir dostluğun, küçücük bir otopark tartışması yüzünden kana bulanması ve geride gözü yaşlı bir eş ile travmatize olmuş çocuklar bırakması, hepimize öfke ve tahammülsüzlüğün bedelini bir kez daha sorgulatıyor. Bu olay, adaletin yerini bulması kadar, komşuluk ilişkilerindeki saygının ve hoşgörünün önemini de bir kez daha hatırlatmalı.






