MENÜ
21 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

Knesset’ten Ölüm Cezası: Vicdanların Faturası, Kim Ödeyecek?

Masamıza her gün onlarca fatura gelir, değil mi? Elektrik, su, doğalgaz… Peki ya görünmeyen faturalar? İşte bugün Knesset’ten gelen haber, sadece siyasi bir gelişme değil, aynı zamanda uluslararası vicdanın, adaletin ve en önemlisi geleceğimizin hesabına yazılan ağır bir fatura. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un açıklamaları buzdağının görünen kısmı. Bu kararın altında yatanları ve cebimizden çalacaklarını iyi anlamamız lazım.

Kimlik Temelli Hukukun Vahim Bedeli

İsrail Parlamentosu Knesset, Filistinli mahkumlara idam cezasını getiren o vahim düzenlemeyi nihayet yasalaştırdı. Düşünün, aynı coğrafyada, aynı iddia edilen ‘suç’ için bir tarafa idam, diğer tarafa bambaşka bir ceza rejimi… Bu, hukukun sadece ‘güçlünün sopası’ haline geldiğinin acı bir itirafıdır. Batı Şeria’da, sözde ‘terör’ eylemleriyle ilişkilendirilen Filistinliler için ölüm kapısını aralarken, İsrail vatandaşları için farklı bir kefaret sistemi öngörmek, sadece ayrımcılık değil, apaçık bir zulümdür. 1962’den beri infazın uygulanmadığı bir ülkede, bu adımın atılması, mevcut işgal rejimini ceza hukuku kılıfıyla kalıcılaştırma çabasından başka bir şey değildir. Bu, kimliklere göre devlet gücünü ölüm yetkisine dönüştüren tehlikeli bir eşiktir. Peki, bu eşikten geçmenin bedeli ne? Uluslararası hukukun temel prensiplerinin ayaklar altına alınması, dünyanın gözü önünde insan haklarının parça parça sökülmesi demek bu. Ve bu, uzun vadede hepimizin önüne konulacak bir hesaptır.

Meşruiyet Krizinin Derinleşen Faturası

Sayın Kurtulmuş’un da haklı olarak altını çizdiği gibi, İsrail yönetiminin Gazze’deki soykırım vari eylemlerini şimdi de yargı sistemi üzerinden Batı Şeria’ya taşıma niyeti ortada. Adil yargılanma ilkesi başta olmak üzere, temel insanlık prensiplerine yapılan bu saldırı, Netanyahu hükümetinin Filistin halkını hukuk önünde dahi eşit insan saymayan bir tahakküm düzenini kalıcı hale getirme arzusunu gözler önüne seriyor. Bu yasa, uluslararası sistemin zaten çatırtı veren meşruiyet krizini daha da derinleştirecektir. Siz hiç düşündünüz mü, bu krizin bize, sıradan vatandaşlara neye mal olacağını? Uluslararası hukukun işlemez hale geldiği, güçlülerin istediği gibi at koşturduğu bir dünya, aynı zamanda siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın da tetikleyicisidir. Bugün Filistinlilere yapılan haksızlık karşısında ses çıkarmayan uluslararası toplum, yarın benzer zulümler başka coğrafyalarda yaşandığında ne kadar inandırıcı olabilir? Bu sessizliğin ve eylemsizliğin bir maliyeti var; o da güvenin erimesi, düzenin bozulması ve nihayetinde küresel çapta bir güvensizlik ortamının bedeli olarak hepimize yansımasıdır.

Vicdanın Turnusol Kağıdı ve Geleceğin Hesabı

Mesele artık sadece İsrail-Filistin meselesi olmaktan çıktı; ahlaki, siyasi ve medeni bir turnusol kağıdı haline geldi. Her devlet, her kurum, her birey safını belli etmek zorunda. Ya insan hayatını evrensel bir değer olarak savunacağız ya da kimliğe göre değişen bir hukuk sistemine sessiz kalacağız. Biz, bu barbarca ve insanlık dışı kararın takipçisi olacağız. Parlamentolar, uluslararası kuruluşlar ve hukuk mercileri nezdinde atılacak her adımı dikkatle izleyeceğiz. Çünkü bu karar, sadece Filistinlilerin değil, tüm insanlığın ortak vicdanına vurulmuş bir darbedir. İsrail hükümeti, işgali kalıcılaştıran her adımın, insaf ve vicdan sahibi geniş kitlelerce lanetleneceğini ve kendi meşruiyetini ortadan kaldıracağını iyi bilmelidir. Bu ‘ölüm’ yasasının faturası, sadece kâğıt üzerinde bir ceza değil; tarih boyunca vicdanların defterine yazılacak ağır bir borçtur. Ve emin olun, bu borcun geri ödemesi çok ağır olacak. Hem onlar için, hem de bu zulme sessiz kalanlar için.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir