İslamabad’da Kördüğüm: İlk Turdan Uzlaşma Çıkmadı
Dünya nefesini tutmuş İslamabad’dan gelecek barış haberini beklerken, masadaki dosyaların ağırlığı ve küresel güçlerin restleşmesi ilk turda beklenen neticeyi engelledi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı sonrası yaptığı açıklamalarla küresel sistemin nasıl bir uçuruma sürüklendiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Sadece bir ateşkes arayışı değil, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinden nükleer program tartışmalarına, tazminat taleplerinden insani kayıpların hesabına kadar uzanan devasa bir kriz yumağıyla karşı karşıyayız. Barış görüşmelerinin sonuçsuz kalması, bölgedeki tansiyonun sadece bir yerel çatışma değil, küresel bir enerji ve güvenlik savaşına dönüştüğünün en net kanıtı olarak okunmalı.
İsrail’in ‘Sınır’ Oyunu ve İnsansızlaştırma Politikası
Bugün Ortadoğu’da yaşananlar basit bir toprak davası olmaktan çoktan çıktı. İsrail, dünya tarihinde sınırlarını resmen deklare etmeyen tek devlet olma özelliğini, yayılmacı emellerini gizlemek için bir kalkan olarak kullanıyor. Lübnan’da Litani Nehri’ne kadar olan bölgeyi insansızlaştırma çabası, Gazze’deki sistematik yıkım ve Batı Şeria’nın adım adım ‘Gazzeleştirilme’ süreci, bölgenin demografik yapısına yönelik ağır bir saldırıdır. Bu strateji, sadece bölge halklarını değil, tüm dünya barışını doğrudan tehdit eden bir ‘domino etkisi’ yaratma potansiyeli taşıyor. Netanyahu yönetiminin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı doğrudan hedef almasının temelinde, Türkiye’nin bu kirli planı küresel ölçekte ifşa etmesi ve oyunun kurallarını bozması yatıyor.
Batı İttifakında Derin Çatlak: NATO Sınanıyor
ABD ve İsrail’in hukuk tanımaz adımları, sadece Doğu ile Batı arasında değil, bizzat Batı ittifakının kendi içinde de tamir edilemez yaralar açıyor. Artık NATO içerisinde bile çatlak seslerin yükseldiği, müttefiklerin birbirine olan güveninin temelinden sarsıldığı kritik bir dönemecin içindeyiz. Bu stratejik körlük, küresel güvenliği koruması beklenen kurumların felç olmasına neden oluyor. Türkiye’nin bu noktada sergilediği dik duruş ve tüm siyasi partilerin ‘milli mesele’ diyerek birleşmesi, emperyalist odaklara verilen en sert cevap niteliğindedir. Ankara, barışın ancak adaletle mümkün olacağını savunurken, aynı zamanda bölgedeki tüm aktörlere yeni ve gerçekçi bir pusula sunuyor.
İçeride ve Dışarıda ‘Terörsüz Türkiye’ Vizyonu
Bölgesel fırtınalar koparken, Türkiye kendi iç cephesini tahkim etme kararlılığından asla taviz vermiyor. Yayınlanan son Meclis raporu, ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin sıradan bir gündem değil, sarsılmaz bir devlet politikası olduğunu tescilledi. PKK’nın koşulsuz şartsız silah bırakması üzerine odaklanan bu yeni süreç, dışarıdan gelecek her türlü hibrit tehdide karşı ülkenin bağışıklık sistemini güçlendirmeyi amaçlıyor. Sınır ötesindeki yayılmacı saldırganlığın arttığı ve küresel dengelerin altüst olduğu bir dönemde, içeride tam bir mutabakatla terörün tasfiye edilmesi, Türkiye’nin jeopolitik manevra kabiliyetini zirveye taşıyacak hayati bir hamle olarak kayıtlara geçiyor.






