Sır Perdesi Aralanmadı: Cinayet mi İntihar mı?
Türkiye’nin aylardır konuştuğu o davada hukuk süreci yeni bir boyut kazandı. Sazak isimli şahsın yargılandığı, ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçlamasıyla açılan davada adalet koridorlarını hareketlendiren kararlar gelmeye devam ediyor. Olayın ilk gününden itibaren kamuoyunda büyük bir merakla takip edilen ‘intihar mı yoksa cinayet mi?’ tartışması, mahkeme salonlarından çıkan kararlarla birlikte dijital dünyanın da en çok konuşulan konuları arasına girdi. Olayın ardından ifadesi alınıp serbest bırakılan ve hakkında herhangi bir adli kontrol tedbiri uygulanmayan sanığın durumu, adaletin temel ilkelerinden birini tekrar gündeme taşıdı.
Mahkemenin ‘Şüphe’ Kararı Tartışma Yarattı
Eskişehir 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, hukuk tarihinin en temel taşlarından biri olan ‘şüpheden sanık yararlanır’ ilkesi işletildi. Mahkeme heyeti, eldeki delillerin sanığın mahkumiyetine yeterli olmadığına kanaat getirerek beraat kararı verdi. Ancak bu karar, hem Kılınç ailesini hem de davanın avukatlığını üstlenen Ahmet Seyhan’ı tatmin etmedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın da müdahil olduğu süreçte, kararın hukuka aykırı olduğu savunularak istinaf yoluna gidildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nde yapılan incelemede, yerel mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin bir hata bulunmadığı belirtilerek başvurular reddedildi.
Yargıtay Dosyayı Kapattı Ama Mücadele Bitmedi
Dosya en nihayetinde en üst merci olan Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yaptığı detaylı temyiz incelemesi sonucunda, yerel mahkemenin ve istinafın kararını yerinde buldu. Kararda; delillerin açıkça tartışıldığı, eksik inceleme yapılmadığı ve vicdani kanının dosyadaki belgelerle uyumlu olduğu vurgulandı. Sanığın eylemi gerçekleştirdiğine dair ‘kesin’ delil bulunamadığı gerekçesiyle beraat kararı resmen onandı. Ancak bu durum, Kılınç ailesi için yolun sonu anlamına gelmiyor.
Son Durak: Anayasa Mahkemesi
Yargıtay’ın onama kararı üzerine avukat Ahmet Seyhan, mücadelenin dozunu artırarak dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Bireysel başvuru hakkını kullanan aile, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ve delillerin yeniden değerlendirilmesi gerektiği görüşünde ısrarcı. AYM’den çıkacak karar, sadece bu dava için değil, benzer ‘şüpheli ölüm’ dosyaları için de bir emsal teşkil edebilir. Toplumun her kesiminden ‘adalet yerini bulsun’ sesleri yükselirken, sosyal medyada ‘Kılınç Davası’ etiketiyle binlerce paylaşım yapılıyor. Herkesin merak ettiği asıl soru ise şu: AYM, Yargıtay’ın bu kesin kararını bozacak mı yoksa dosya tamamen tarih tozlu raflarına mı kalkacak?






