13 Yıllık Dosyada Karar Açıklandı
Siyasetin tozlu raflarından inen bir dosya daha nihayete erdi. Mersin’den gelen haber, aslında Türkiye’deki siyasi kutuplaşmanın ve bitmek bilmeyen yargı süreçlerinin cebimize yansıyan o görünmez maliyetinin bir özeti niteliğinde. Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tam 13 yıl önceki bir konuşması nedeniyle hapis cezası aldı. Hukukçuların mesaisinden, adliye koridorlarındaki dosya masrafına kadar her şey aslında vatandaşın sırtında bir yük olarak birikmeye devam ediyor.
Mahkemeden Çıkan 11 Ay 20 Günlük Hüküm
Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Kılıçdaroğlu’na Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik 2013 yılındaki ifadeleri sebebiyle ‘kamu görevlisine hakaret’ suçundan 11 ay 20 gün hapis cezası verildi. Dosyanın geçmişine baktığımızda, Ankara’daki miting ifadelerinin Mersin’deki davayla birleştirildiğini görüyoruz. Yani karşımızda yıllara sâri, klasörleri kabarmış bir süreç var. Hakim, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verdi. Yani bu ceza şu an için demir parmaklıklar ardına girmeyi gerektirmiyor ancak siyasi ve hukuki sicildeki yerini ‘şerh’ olarak alıyor.
Vatandaşın Cebindeki Görünmez Siyaset Faturası
Bir ekonomi şefi olarak şunu açıkça söyleyeyim: Siyasetçilerin birbirine açtığı her davanın, adliye koridorlarında harcanan her saatin faturası aslında bu memleketin refahından eksiliyor. 2013’ten bu yana süregelen bir davanın 2026 yılında karara bağlanması, yargı sisteminin üzerindeki iş yükünün ne kadar ağır olduğunun en somut kanıtı. Biz çarşıda pazarda temel gıda fiyatlarını, alım gücünü tartışırken, başkent koridorlarında on yıl öncesinin cümleleri üzerinden devasa bir hukuk trafiği dönüyor. Bu davaların yarattığı gerginlik atmosferi, piyasaların en sevmediği şey olan ‘belirsizliği’ besliyor. Belirsizlik ise ekonomide her zaman en büyük gizli vergidir.
Siyasi Enerjinin Bedeli Ağır Oluyor
Hukuki terimlerle kafa karıştırmaya gerek yok; mesele sadece bir hapis cezası değil. Siyasetin bu denli yargısallaşması, partilerin enerjilerini ekonomik kalkınma projelerine veya halkın dertlerine değil de, savunma dilekçelerine harcaması asıl büyük kayıp. Bizim geleceği, teknolojik dönüşümü ve halkın cebindeki parayı nasıl artıracağımızı konuşmamız gereken yerde, hala geçmişin polemiklerinin bedelini ödüyoruz. Karar, Türkiye’nin siyasi ajandasının ne kadar geriden geldiğinin ve bu hantallığın bizlere maliyetinin bir göstergesi olarak kayıtlara geçti.






