Chicago’da gerçekleştirilen ASCO 2026 Onkoloji Kongresi, kanserle mücadelede dönüm noktası niteliğinde üç büyük çalışmaya ev sahipliği yaptı. Dünyanın dört bir yanından gelen binlerce uzman, metastatik kanser türlerinde dahi umudu artıran klinik sonuçları paylaştı. Gelişmeler, özellikle pankreas, meme ve baş-boyun kanseri hastaları için yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.
İngiltere Kanser Araştırmaları Enstitüsü öncülüğünde tamamlanan OrigAMI-4 çalışması, tıp dünyasında büyük ses getirdi. Mevcut tedavilere dirençli baş-boyun kanseri hastalarında uygulanan yeni bir antikor tedavisi, tümörlerin hızla küçülmesini sağladı. Araştırma sonuçlarına göre, hastaların yüzde 15’inde tümörler vücuttan tamamen silinirken, genel klinik fayda oranı yüzde 60 seviyesine kadar ulaştı. Prof. Dr. Bülent Karabulut, ciddi yan etki oranının sadece yüzde 6 olmasının tedavi güvenliği açısından çok önemli bir avantaj olduğunu vurguladı.
Meme Kanserinde Kişiye Özel Tedavi Yöntemi
Hormona duyarlı erken evre meme kanseri hastaları için geliştirilen gen testi yöntemi, gereksiz kemoterapi kullanımının önüne geçiyor. 6 ülkeden 4 binden fazla hastanın katıldığı Prosigna testi çalışması, düşük riskli hastaların kemoterapi almadan da yüksek sağkalım oranlarına ulaşabildiğini kanıtladı. Uzmanlar, bu yöntemin hastaları kemoterapinin ağır fiziksel ve psikolojik yükünden kurtaracağını ifade ediyor. Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, tedavinin artık sadece tümör boyutuna göre değil, tümörün biyolojik şifresine göre belirleneceğini belirtti.
Pankreas kanseri alanında ise yıllardır aşılamayan sağkalım süresi barajı sonunda yıkıldı. Yeni geliştirilen Daraxonrasib isimli ilaç, standart kemoterapi alan hastalara kıyasla yaşam süresini 13.2 aya çıkararak iki katına ulaştırdı. FDA tarafından genişletilmiş erişim programına alınan bu ilaç, metastatik pankreas kanserinde modern onkolojinin en büyük başarılarından biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar bu gelişmenin diğer kanser türleri için de yeni tedavi yollarını tetikleyeceğini öngörüyor. Kanserle mücadelede ‘imkansız’ denilen duvarların yıkıldığı bu süreçte, hastalar için daha uzun ve kaliteli bir yaşam hedefleniyor.
Kaynak: Hürriyet






