Mahremiyet mi Suç Delili mi? Koruma Türkmen Konuştu
Kamuoyunda günlerce tartışılan ve Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen’in bir otelde güvenlik kameralarını bantladığı görüntülerle gündeme gelen davanın 23’üncü duruşmasında savunmalar yapıldı. 355 gündür tutuklu bulunan Türkmen, yaşananların bir suç organizasyonu değil, tamamen profesyonel bir koruma refleksi olduğunu dile getirdi. Dosyadaki gizlilik kararına rağmen görüntülerin basına sızdırılmasını ‘algı çalışması’ olarak nitelendiren Türkmen, masumiyet karinesinin hiçe sayıldığını vurguladı.
Savunmasında ‘hayatım sıradan ve basittir’ diyerek sözlerine başlayan Türkmen, bir koruma görevlisi olarak asıl sorumluluğunun sadece fiziksel güvenlik olmadığını, aynı zamanda koruduğu kişinin itibarını ve mahremiyetini de korumak olduğunu belirtti. Kamera kapatma işleminin bir ekip kararı olduğunu ve bu talimatı yerine getirmemenin ‘görevi ihmal’ sayılacağını ifade eden Türkmen, benzer uygulamaların pek çok üst düzey koruma operasyonunda rutin bir prosedür olduğunun altını çizdi.
‘Çocuklarıma Söyleyecek Yalanım Kalmadı’
Davanın hukuki boyutundan ziyade insani dramına dikkat çeken Çağlar Türkmen, cezaevinde geçirdiği bir yılın ailesi üzerindeki yıkıcı etkilerini anlattı. 2 yaşındaki kızının büyümesine tanıklık edemediğini, 11 yaşındaki oğlu Ediz’in ise okulda ağır bir akran zorbalığına maruz kaldığını söyleyen Türkmen, mahkeme salonunda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Oğluyla yaptığı görüşmeleri anlatırken, ‘Baba programın bitmedi mi?’ sorusuna ‘Hayır oğlum, Başkan Bey ile çalışıyoruz, biraz uzayacak’ şeklinde yalan söylemek zorunda kaldığını ifade etti.
Hukuki süreçte ‘lekelenme hakkı’nın ihlal edildiğini savunan Türkmen, kendisinin 55 bin lira maaşla geçinmeye çalışan bir memur olduğunu, herhangi bir çıkar amaçlı suç örgütüyle bağının olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirtti. Savunmasında, ‘Bir belediye başkanı var ve onu koruyan bizler varız. Ortada bir örgüt yok, sadece işini yapan bir ekip var’ diyerek suçlamaları reddetti.
Hukuki Labirent ve Tahliye Talebi
Savunmanın son bölümünde, tutukluluk halinin artık bir cezalandırmaya dönüştüğünü savunan Türkmen, delillerin karartılma ihtimalinin olmadığını ve adresinin belli olduğunu hatırlattı. ‘Kuvvetli suç şüphesi olmayan, somut delilleri bulunmayan bir dosyada neredeyse bir yıldır Silivri’de kapatılmamın izahı yoktur’ diyen koruma görevlisi, mahkeme heyetinden tahliyesini talep etti. Davanın sonucu ne olursa olsun, çocuklarının yaşadığı travmanın verilecek her türlü cezadan daha ağır olduğunu söyleyerek savunmasını noktaladı.
Bu dava, Türkiye’de ‘kamusal alan’ ile ‘kişisel mahremiyet’ arasındaki çizginin hukuk önünde nasıl yorumlanacağına dair önemli bir emsal oluşturma niteliği taşıyor. Koruma ekiplerinin rutin prosedürlerinin hangi noktada ‘delil karartma’ olarak değerlendirileceği, hukuk çevrelerinde uzun süre tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.






