5/E Sınıfının Sessizliğe Gömülen Sıraları
Kahramanmaraş’ta meydana gelen o korkunç okul baskınının ardından ortaya çıkan tablo, sadece bir güvenlik zafiyetini değil, koca bir neslin nasıl budandığını da gözler önüne seriyor. Rakamlar soğuktur ama gerçekler yakıcı. Olayda hayatını kaybeden 9 kişiden 6’sının tek bir sınıftan, 5/E sınıfından olması, facianın boyutunu çok daha dramatik bir hale getiriyor. Bugün o sınıfta artık neşeli sesler değil, ağır bir yas havası hakim. Sınıfın sağ kalan öğrencileri ise yaşadıkları travmanın ağırlığı altında eziliyor.
Bir Devamsızlık Hayat Kurtardı
Olay günü şans eseri hasta olduğu için okula gidemeyen 5/E sınıfı öğrencisi Çiçek Gürbüz’ün anlattıkları, yürekleri dağlıyor. Çiçek, ‘O gün okula gitseydim belki ben de orada olacaktım’ derken, aslında bir çocuk kalbinin taşıyamayacağı bir yükten bahsediyor. Bayram Nabi Şişik, Adnan Göktürk Yeşil, Zeynep Kılıç, Furkan Sancak Balal ve Yusuf Tarık Gül… Bu isimler sadece birer liste değil, Çiçek’in her gün beraber oyun oynadığı, hayaller kurduğu sıra arkadaşlarıydı. İki arkadaşının hala yoğun bakımda yaşam savaşı vermesi, bu sosyolojik yıkımın maliyetini her geçen gün daha da artırıyor.
Ayla Öğretmen: Bir Canın Bedeli Olamaz
Eğitim sistemi sadece binalardan ve kitaplardan ibaret değildir; o sistemin ruhu öğretmenlerdir. Ayla öğretmen, saldırı anında kendi canını hiçe sayarak öğrencilerinin üzerine kapandı. Bir öğretmeni yetiştirmek için devletin ve ailesinin harcadığı onca yıl, bir caninin kurşunlarıyla saniyeler içinde yok olup gitti. Ayla öğretmenin gösterdiği bu kahramanlık, toplumun hala vicdanını yitirmediğini kanıtlasa da, kaybettiğimiz bu beşeri sermayenin telafisi ne yazık ki mümkün değil. Bir ülkenin en büyük kaybı, yetişmiş ve fedakar beyinlerini böyle anlamsız şiddet sarmallarında yitirmektir.
Yarım Kalan Notlar ve Sosyal İflas
11 yaşındaki Adnan Göktürk Yeşil’in çalışma masasına astığı notlar ve babasının 8. yaş gününde çektiği görüntüler, bugün sosyal medyada herkesin karşısına çıkıyor. Adnan’ın büyük hedefleri vardı; belki bir mühendis, belki bir doktor olacaktı. Ancak o hedefler, o masadaki notlarla birlikte yarım kaldı. Biz sadece bir çocuğu değil, bu ülkenin gelecekteki potansiyelini toprağa verdik. Okul güvenliğine harcanmayan her kuruş, bugün bize giden canlar, yıkılan aileler ve travmatize olmuş bir toplum olarak geri dönüyor. Bu faturayı ödemek, paradan çok daha fazlasını, yani huzurumuzu ve geleceğe olan güvenimizi kaybetmek anlamına geliyor.
Görünmeyen Ekonomik ve Sosyal Yıkım
Bu olay sadece Kahramanmaraş’ın bir mahallesinde yaşanıp bitmedi. Bu, tüm Türkiye’nin hanesine yazılan devasa bir sosyal borçtur. Bir çocuğun büyümesi için harcanan emek, eğitim masrafları ve o çocuğun gelecekte ülke ekonomisine yapacağı katkı bir anda buharlaştı. Daha da önemlisi, okullara duyulan güven sarsıldı. Ailelerin ‘çocuğum okulda güvende mi?’ sorusunu sormaya başladığı bir ortamda, sosyal sermayeden bahsetmek imkansız hale gelir. Güvenliğin olmadığı yerde ne eğitim kalır ne de kalkınma. Bugün 5/E sınıfının boş kalan sıraları, aslında hepimizin ortak kaybının en somut göstergesidir.






