İzmir’de Polise Hain Pusu: Adalet Önünde Hesap Günü
Beyler, bayanlar; bugün İzmir’de sadece bir dava görülmüyor, vicdanlarımızın kanadığı o karanlık sabahın hesabı soruluyor. Geçtiğimiz yıl Eylül ayında, Balçova’nın huzurunu kaçıran, ocağımıza ateş düşüren o hain saldırının davası nihayet başladı. Hatırlarsınız, Çetin Emeç Mahallesi’nde bir sabah vakti, yüzünde maske elinde pompalı tüfekle bir müptezel, vatan evlatlarının görev yaptığı polis merkezini hedef almıştı. Üç fidanımızı, üç kahraman polisimizi toprağa verdik. Hasan Akın, Muhsin Aydemir ve Ömer Amilağ… Şimdi bu acının, bu saldırının arkasındaki karanlık elin bedelini ödeme vakti geldi.
Örgüt Bataklığı ve Gençliğin Kaybolan Ekonomisi
İşin perde arkasına baktığımızda durum daha da vahim. İddianameyi okuyunca insanın tüyleri diken diken oluyor. Bu saldırgan, Eren Bigül denilen şahıs, DAEŞ denilen o karanlık yapının ideolojisine kapılmış. Bakınız, bu sadece bir terör haberi değil; bu aynı zamanda bir toplumsal çöküş hikayesi. Genç yaşta okulu reddeden, silahlı eğitim alan ve kendi devletinin polisine kurşun sıkacak kadar beyni yıkanan bir profilden bahsediyoruz. Biz bu ülkenin kalkınması için, gençlerimiz okusun, üretsin, ekonomiye can versin diye uğraşırken; birileri bu gençleri devşirip canlı bomba, tetikçi yapıyor. Bu durum, Türkiye’nin geleceğine vurulan en büyük darbedir. Güvenliğin olmadığı yerde ekonomi olmaz, huzurun olmadığı yerde yatırım olmaz. Bu işlerin bize maliyeti sadece güvenlik harcaması değil, kaybedilen nesillerdir.
13 Sanık İçin 4’er Kez Ağırlaştırılmış Müebbet
Savcılık dosyayı öyle bir hazırlamış ki, kimsenin kaçacak yeri yok. Sadece tetikçi değil, ona yardım ve yataklık eden, akıl hocalığı yapan kim varsa hepsi aynı torbada. Aralarında yabancı uyrukluların da bulunduğu 7’si tutuklu toplam 13 sanık için 4’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Dile kolay, bir de üzerine 261 yıl hapis cezası eklenmiş. Yani hukuk diyor ki; ‘Sen benim asayişimi bozar, görev başındaki polisimi şehit edersen, gün yüzü görmeyi unutacaksın.’ Bu sadece bir ceza değil, topluma verilen çok sert bir mesajdır. Devletin demir yumruğu, terörün her türlüsünün tepesine inmek zorundadır.
İzmir Adliyesi’nde Kritik Saatler
Bugün İzmir 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde tansiyon oldukça yüksek. Şehit ailelerinin gözü kulağı duruşma salonundan çıkacak olan kararda. Biz de birer vatandaş olarak, vergilerimizle alınan her merminin, polisimizin canına kastedilmesine sessiz kalamayız. Terörle mücadelenin gizli ekonomik faturası sadece operasyon giderleri değildir; asıl fatura yitip giden canlar, yetim kalan çocuklar ve sarsılan güven ortamıdır. Adalet tecelli ettiğinde, bu ülkenin sokakları daha güvenli hale gelecek. Şunu kimse unutmasın: Bir ülkenin polisine sıkılan kurşun, aslında o ülkenin huzuruna ve cüzdanına sıkılan kurşundur. İzmir’deki bu davanın sonucunu, adaletin en ağır haliyle yerini bulmasını bekleyerek takip edeceğiz.






