İzmir genelinde etkili olan şiddetli sağanak yağışlar, kentin altyapı dayanıklılığını ve afet risk yönetimi kapasitesini bir kez daha kritik bir sınavla karşı karşıya bıraktı. Özellikle Menemen ilçesinde gece saatlerinde meydana gelen heyelan, büyük bir paniğe neden olurken bölgedeki yerleşim yerlerinin güvenliği ciddi şekilde tartışmaya açıldı. Meteorolojik veriler, kentin son yılların en yoğun yağışlı dönemlerinden birini geçirdiğini kanıtlarken, bu doğa olayı hem su rezervleri için umut teşkil etti hem de yerleşim alanlarında yapısal risklerin altını çizdi.
Menemen’de Korkutan Gece: İstinat Duvarı Çöktü
Menemen ilçesi Ulukent semti 29 Ekim Mahallesi’nde sabaha karşı saat 04.41 sularında yaşanan olayda, sağanak yağışın yumuşattığı toprak zemin, geniş bir alanda istinat duvarının çökmesine yol açtı. İhbar üzerine bölgeye ivedilikle AFAD, MAKUR, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olayın vahameti gün ağarınca daha net bir şekilde ortaya çıktı; çökme sonucunda 2 bina ve 7 araçta maddi hasar meydana geldi. Güvenlik gerekçesiyle çevredeki 3 binada ikamet eden toplam 151 vatandaş tahliye edilerek Menemen Belediyesi Sosyal Tesisleri’ne yerleştirildi.
Bölge sakinlerinden Aşkın Sürekli’nin yaşadıkları, sarsıntının boyutlarını gözler önüne serdi. Gürültüyü bir ‘göktaşı düşmesi’ sanarak büyük bir korkuyla uyandıklarını belirten Sürekli, evlerinin merdivenlerinin kopması nedeniyle binadan pencereleri kırarak çıkabildiklerini ifade etti. Mağdur sakinler, bölgedeki riskli yapılaşma ve benzeri tehlikelere dair beş yıldır süren bir hukuk mücadelesi verdiklerini, ancak somut bir çözüm üretilmediğini iddia etti. Bu durum, kentsel alanlardaki riskli bölgelerde hukuki ve idari süreçlerin hızlandırılmasının önemini bir kez daha gündeme getirdi.
44 Günde Yıllık Yağış Miktarı Aşıldı
İzmir’deki afet durumunun teknik arka planında yatan meteorolojik veriler oldukça çarpıcı rakamları barındırıyor. Meteoroloji 2. Bölge Müdürlüğü’nden elde edilen bilgilere göre, 2025 yılının sadece ilk 44 gününde metrekareye tam 436,3 kilogram yağış düştü. Bu veri, bir önceki yılın toplam yağış miktarının dahi üzerine çıkıldığını gösteriyor. Olağanüstü yağış rejimi, kentin içme suyu ihtiyacını karşılayan barajlarda ise sevindirici bir doluluk artışına neden oldu.
Geçtiğimiz yılın aynı döneminde yüzde 14,51 olan Tahtalı Barajı’ndaki doluluk oranı yüzde 28,06’ya yükselirken; Balçova, Ürkmez ve Çeşme Kutlu Aktaş barajlarında doluluk oranları yüzde 50 ile yüzde 76 bandına ulaştı. Ancak uzmanlar, barajlardaki bu pozitif tablonun kentsel alanlardaki drenaj ve mühendislik eksikliklerinin yarattığı riskleri gölgelememesi gerektiği konusunda hemfikir. İklim krizine bağlı olarak artan ekstrem hava olaylarına karşı, kent altyapısının dirençli hale getirilmesi ve istinat yapıları gibi mühendislik projelerinin periyodik olarak denetlenmesi hayati önem taşıyor.






