İstanbul siyasetini ve kamuoyunu derinden sarsan dev yolsuzluk davasında Silivri’den çok konuşulacak haberler gelmeye devam ediyor. Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinin hemen karşısındaki dev duruşma salonunda görülen İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın seyrini değiştirecek kritik bir ara karara imza attı. Kamusal kaynakların yönetimi, dev ihaleler ve belediye bütçeleri üzerindeki iddiaların gölgesinde süren yargılamada, bazı tutuklu sanıkların özgürlüğüne kavuştuğu anlarda salonda tansiyon bir an olsun düşmedi.
Silivri’de Hareketli Dakikalar: 7 İsim Tahliye Edildi
Duruşmanın en can alıcı anı, mahkeme heyetinin ara kararını açıklamasıyla yaşandı. Yapılan titiz değerlendirmeler sonucunda, aralarında BELTAŞ Başkanı Önder Gedik, Esenyurt Belediye Destek Hizmetleri Müdürü Adnan Acar ve İSFALT yöneticilerinin de bulunduğu toplam 7 sanığın tahliyesine karar verildi. Ancak dosyadaki delil durumu ve suçlamaların vahameti nedeniyle diğer 17 sanığın tutukluluk halinin devamına hükmedildi. Karar açıklandığı sırada salon çevresinde jandarma ekiplerinin aldığı yoğun güvenlik önlemleri, davanın hassasiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.
Türkiye’deki hukuk sistemine göre Ağır Ceza Mahkemeleri, kanunda öngörülen ceza üst sınırı 10 yılı aşan dosyalarla ilgilenir. Bu dev davada olduğu gibi ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘rüşvet’ ve ‘suç örgütü kurma’ gibi iddialar, adaletin en yüksek perdeden tecelli etmesini zorunlu kılıyor. Mahkemenin bir sonraki celse için gizli tanıkların ses ve görüntülerinin değiştirilerek dinlenmesine yönelik aldığı karar, yargılama sürecinde ‘tanık koruma’ prosedürlerinin ne kadar hassas işletildiğini gösteren önemli bir teknik detay olarak kayıtlara geçti.
Yüzyılları Bulan Hapis Talepleri ve Dev İddianame
Davanın temelini oluşturan 579 sayfalık dev iddianame, adeta bir suç labirentini andırıyor. Sanıklar arasında yer alan ve örgüt liderliği ile suçlanan Aziz İhsan Aktaş için tam 450 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat hakkında ise 337 yıla varan rekor cezalar isteniyor. İhalelerde usulsüzlük yapıldığı ve kamu kurumlarının zarara uğratıldığı iddiaları, davanın sadece adli değil, aynı zamanda derin bir toplumsal ve siyasi boyutu olduğunu da kanıtlıyor.
Davanın görüldüğü Silivri bölgesi, İstanbul’un Avrupa yakasında yer alan ve Türkiye’nin en büyük ceza infaz yerleşkelerinden birine ev sahipliği yapan stratejik bir noktadır. Bu tür yüksek profilli davalarda, yargılamanın güvenli ve tarafsız bir ortamda sürmesi için adliye binaları yerine yüksek güvenlikli kampüsler tercih edilmektedir. Kamuoyu şimdi, 20 Nisan ile 22 Mayıs tarihleri arasında kesintisiz devam edecek olan duruşma periyoduna kilitlenmiş durumda. Adaletin terazisi, yüzlerce yıllık hapis talepleri ile tahliye kararları arasında denge aramaya devam ediyor.






