İstanbul Barajlarında Yağışların Etkisi ve Mevcut Durum
İstanbul’a su sağlayan barajlardaki doluluk oranı, son dönemde kaydedilen yağışlarla birlikte önemli bir yükseliş trendi göstermiştir. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından açıklanan verilere göre, geçtiğimiz 7 Aralık’ta %17,12 seviyelerine kadar düşen baraj dolulukları, yılbaşından bu yana düşen 280,2 milimetre yağışla toparlanmaya başlamıştır. Son 14 günlük periyotta %5,12’lik bir artış kaydedilmiş olup, bugün itibarıyla barajlardaki toplam doluluk oranı %51,01 olarak belirlenmiştir.
Yağışların etkisi özellikle bazı barajlarda belirgin biçimde hissedilmiştir. Bu süreçte en dikkat çekici artış, su seviyesini 14 günde %40,9 oranında yükselterek %81,14’e ulaşan Istrancalar Barajı’nda yaşanmıştır. Diğer barajlarda ise Ömerli’de %7,17 artışla %72,36, Darlık’ta %5,32 artışla %67,74, Elmalı’da %3 artışla %90,71, Terkos’ta %6,75 artışla %35,88, Alibey’de %5,38 artışla %41,47, Büyükçekmece’de %2,03 artışla %37,08 ve Sazlıdere’de %2,39 artışla %31,66 seviyeleri kaydedilmiştir. Ancak tüm barajlarda olumlu bir tablo gözlenmemiştir; Kazandere ve Pabuçdere barajlarında su miktarında sırasıyla %1,66 ve %2,35 oranlarında düşüş yaşandığı tespit edilmiştir.
Geçmiş Veriler ve İstanbul’un Su Güvenliği
İstanbul’un toplam su biriktirme kapasitesi 868 milyon 683 bin metreküp iken, güncel su miktarı 428,09 milyon metreküp civarındadır. Şehir, sadece kendi barajlarından değil, aynı zamanda dış kaynaklardan da su temin etmektedir. Bu yıl Melen’den 164,59 milyon metreküp, Yeşilçay’dan ise 65,55 milyon metreküp olmak üzere toplamda 230,14 milyon metreküp su aktarımı sağlanmıştır. Dün itibarıyla İstanbul’da 2 milyon 929 bin metreküp su tüketilmiş olup, bu tüketimin tamamı Melen ve Yeşilçay regülatörlerinden karşılanmıştır.
İSKİ’nin 23 Mart tarihlerine ilişkin geçmiş yıllardaki baraj doluluk oranları incelendiğinde, mevcut %51,01’lik seviyenin, son 10 yılın aynı dönemine göre 2023 yılı (%37,02) haricindeki en düşük ikinci oran olduğu görülmektedir. Bu durum, yağışlarla gelen kısmi rahatlamaya rağmen, şehrin su kaynakları üzerindeki baskının ve uzun vadeli su güvenliği endişelerinin devam ettiğini ortaya koymaktadır. Özellikle 2016-2019 yılları arasında %87 ile %94 arasında seyreden doluluk oranları düşünüldüğünde, güncel durumun ortalamanın oldukça altında olduğu anlaşılmaktadır.
Uzman Görüşleri ve Gelecek Projeksiyonları
İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, yaptığı değerlendirmede, Marmara Bölgesi’nin ocak ve şubat aylarında iyi yağışlar aldığını, bu sayede baraj doluluklarının aralık ayındaki %18’in altındaki kritik seviyelerden %50’nin üzerine çıktığını belirtmiştir. Ancak Prof. Dr. Toros, mart ayının sonuna gelindiği ve İstanbul’un en yoğun yağışlarını aralık, ocak ve şubat aylarında aldığını vurgulayarak, nisan ve mayıs aylarında yeterli yağış alınmaması durumunda baraj doluluk oranlarının istenilen seviyeye ulaşamayacağı uyarısında bulunmuştur.
Prof. Dr. Toros, güncel doluluk oranının 2023 yılı hariç son 10 yılın en düşük ikinci seviyesi olmasının, İstanbul için su sıkıntısının devam ettiğini gösterdiğini ifade etmiştir. Şehrin yıllık yaklaşık 1 milyar 200 milyon metreküp su tüketimine karşılık, barajların toplam hacminin 868 milyon metreküp civarında olması, tüketimin depolama kapasitesini aştığını ve dış kaynaklara bağımlılığın önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bu dengesizlik, gelecekteki su yönetimi stratejileri için ciddi bir veri teşkil etmektedir.
Sürdürülebilir Su Kullanımı ve Tasarrufun Önemi
Şehirdeki yüksek su tüketimine dikkat çeken Prof. Dr. Toros, İstanbulluların suyu daha verimli kullanması gerektiğini vurgulamıştır. Bireysel çabaların, su kıtlığı tehdidiyle mücadelede kritik bir rol oynadığına işaret eden Toros, suyu evde, iş yerinde, bahçede ve diğer tüm alanlarda daha az tüketmenin, hem bireysel ekonomilere katkı sağlayacağını hem de şehrin su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltarak daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye yardımcı olacağını belirtmiştir.
Uzun vadeli su güvenliği için sadece tüketimin azaltılması değil, aynı zamanda suyun yeniden kullanımı, yağmur hasadı gibi yenilikçi yaklaşımların yaygınlaştırılması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca musluklara tasarruf başlıkları ve vanalara basınç düşürücülerin takılması gibi pratik önlemlerin de hane halkı ve iş yerlerinde uygulanması, suyun daha bilinçli ve etkin kullanılmasına olanak sağlayacaktır. Bu adımlar, şehrin kuraklık dönemlerine karşı direncini artıracak ve gelecekte yaşanabilecek su krizlerini önleyici bir nitelik taşıyacaktır.






