MENÜ
02 Haziran 2026 Salı
DOLAR 45,9340 ▲ %0,06
EURO 53,5700 ▲ %0,25
ALTIN 6.682,01 ▲ %0,95

İmamoğlu’ndan Silivri’de Çarpıcı Sorgu: “Tenzili Rütbe”

Silivri’de Tansiyon Yükseldi: Duruşmanın Perde Arkası

İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi yerleşkesinde görülen dava, kamuoyunun yakından takip ettiği bir hukuk mücadelesine sahne oluyor. Tutuklu yargılanan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu, davanın en kritik anlarından birini oluşturdu. Mahkeme salonundaki atmosfer, sanık kürsüsü ile müdahil sıraları arasındaki keskin diyaloglarla daha da ağırlaştı.

İmamoğlu ve Akyüz Arasındaki “Talimat” Diyaloğu

Duruşmanın en çok konuşulan anı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bizzat söz alarak sanık Ali Rıza Akyüz’e yönelttiği sorular oldu. İmamoğlu, Akyüz’e doğrudan örgüt üyeliği ve özel bir vasfı olup olmadığına dair sorular sordu. Akyüz’ün “Özel vasfım yok” yanıtı üzerine İmamoğlu’nun “Tenzili rütbe olmuşsunuz” şeklindeki ironik çıkışı, salonda yankı uyandırdı. Bu diyalog, yargılama sürecindeki hiyerarşik bağların ve suçlamaların niteliğini sorgulatan bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.

Hukuki açıdan en can alıcı soru ise İmamoğlu’nun “Benim size meşru veya gayrimeşru, herhangi bir konuda bir talimatım veya baskım oldu mu?” sorusuydu. Akyüz’ün net bir şekilde “Olmadı” cevabını vermesi, iddia makamının hiyerarşik suç örgütü kurgusu üzerindeki savunma hattını güçlendiren bir gelişme olarak değerlendirildi. Bu tür doğrudan sorgular, davanın gelecekteki seyri açısından büyük önem taşıyan delil niteliğindeki beyanları ortaya çıkarıyor.

“7 Yaşındaki Kızımla Tehdit Edildim” İtirafı

Davanın bir diğer sarsıcı savunması ise İBB Boğaziçi İmar Müdürü olan tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’ndan geldi. Kendisinin bir siyasetçi değil, sadece bir kamu görevlisi olduğunun altını çizen Karaoğlu, hakkındaki suçlamaları reddetmekle kalmadı, tüyler ürperten bir iddiada bulundu. Karaoğlu, yargılama sürecine sirayet eden baskıları anlatırken, 7 yaşındaki kızı üzerinden tehdit edildiğini ifade etti.

Karaoğlu’nun bu beyanı, davanın insani boyutunu ve sanıklar üzerindeki iddia edilen baskı mekanizmalarını gözler önüne serdi. Mahkeme heyeti tarafından dikkatle not edilen bu ifadeler, dosyadaki delillerin toplanma şekli ve sanıklara yönelik yaklaşım konusunda yeni soru işaretleri doğurdu. Kamuoyunda geniş yankı bulan bu iddialar, adaletin tesis edilmesi sürecinde ne tür zorluklarla karşılaşıldığını bir kez daha gündeme taşıdı.

Davada İzlenmesi Gereken Kritik Noktalar

Silivri’deki bu dava sadece yerel yönetim figürlerini değil, aynı zamanda kamu yönetimindeki liyakat ve yasal sorumluluk sınırlarını da test ediyor. Vatandaşların ve özellikle kamu çalışanlarının yakından izlediği bu süreç, idari mekanizmaların yargı kıskacındaki durumunu netleştiriyor. Önümüzdeki günlerde devam edecek olan duruşmalarda, yeni tanık beyanları ve dijital delillerin incelenmesi bekleniyor. Hukuk dünyasının gözü, bu davadan çıkacak olan ve emsal teşkil edebilecek kararlara çevrilmiş durumda.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir