Yolsuzluk İddianamesinde Korkunç Ceza Talebi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve tutukluluk hali devam eden Ekrem İmamoğlu hakkındaki hukuki süreçte yeni bir evreye girildi. 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlanan ve toplamda 3 bin 809 sayfadan oluşan devasa iddianame, davanın seyrine dair çarpıcı detayları gün yüzüne çıkardı. Hazırlanan metinde İmamoğlu’na yönelik ‘örgüt lideri’ suçlaması öne çıkarken, yargılama sürecinin derinliği kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.
Soruşturma dosyasında yer alan iddialar oldukça geniş bir yelpazeyi kapsıyor. İddianamede; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, rüşvet, suç gelirlerinin aklanması ve kamu kurumlarını zarara uğratma gibi ağır suçlamalar bulunuyor. Ayrıca ihaleye fesat karıştırma, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kaydedilmesi ve yayılması gibi teknik suçlamalar da dosyada geniş yer tutuyor. İmamoğlu hakkında toplam 142 farklı eylem nedeniyle 828 yıldan başlayıp 2 bin 352 yıla kadar uzanan rekor hapis cezaları talep ediliyor.
Yargılama Sürecinde Tahliye Kararları Dikkat Çekti
Dava sürecinde yaşanan en önemli gelişmelerden biri de çok sayıda sanığın tahliye edilmesi oldu. Mahkeme heyeti, son celselerde yaptığı değerlendirmeler sonucunda aralarında İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk ve birçok iş insanının da bulunduğu 42 kişinin tahliyesine hükmetti. Tahliye edilenler listesinde İSPER personeli, zabıta memurları ve veri uzmanları gibi farklı birimlerden isimler yer alıyor.
Bu kararlar, davanın tutukluluk durumları açısından kritik bir dönemeç olarak görülüyor. Özellikle İnan Güney’in yakın çevresi ve bazı reklamcıların da serbest bırakılması, davanın ilerleyen safhalarında delillerin toplanma aşamasının tamamlandığına işaret ediyor. Ancak Ekrem İmamoğlu hakkındaki ağır suçlamalar ve istenen hapis süresi, davanın ana eksenini oluşturmaya devam ediyor. Türkiye’nin en kalabalık şehrinin yönetim kademesini sarsan bu yolsuzluk soruşturması, önümüzdeki günlerde de gündemin ilk sıralarında kalacak gibi görünüyor.
Legal süreç, sadece yerel yönetimi değil, aynı zamanda siyasi dengeleri de doğrudan etkiliyor. Mahkemenin nihai kararı, İstanbul’un yönetim vizyonu ve kamu kaynaklarının kullanımı konusundaki denetim mekanizmalarının geleceğini şekillendirecek. Toplumun her kesimi tarafından takip edilen bu davanın sonuçları, yerel demokrasi ve şeffaflık ilkeleri açısından büyük bir sınav niteliği taşıyor.
Kaynak: Hürriyet






