İstanbul’u Sarsan İddianame: Suçlamalar ve Talepler
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu hakkında yürütülen ve kamuoyunda büyük infial yaratan ‘Yolsuzluk’ soruşturması, siyaset gündeminin en sıcak başlıklarından biri olmaya devam ediyor. 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlanan ve tam 3 bin 809 sayfadan oluşan iddianame, iddiaların ciddiyetini ve kapsamını gözler önüne sermişti. Bu devasa belge, İmamoğlu’nu ‘örgüt lideri’ olarak işaret ederek; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’ gibi tam on sekiz farklı suçu işlediği iddiasıyla hedef almıştı. İddianamede yer alan 142 eylem üzerinden, İmamoğlu için istenen hapis cezası dudak uçuklatıcı boyutlara ulaşarak, 828 yıl 2 aydan tam 2 bin 352 yıla kadar bir aralıkta seyrediyor. Bu rakamlar, davanın sıradan bir adli süreçten çok öte, Türkiye’nin yakın siyasi tarihine damga vuracak nitelikte olduğunu kanıtlıyor.
Dava Sürecinde Dördüncü Hafta: Savunmalar ve Tahliye Girişimleri
9 Mart Pazartesi günü başlayan ve İstanbul’u siyasi bir depremle sarsan yargılama süreci, bu hafta dördüncü haftasına girdi. Silivri’de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi’ndeki özel salonda görülen duruşmalar, adeta nefesler tutularak takip ediliyor. Geride kalan üç hafta içinde 17 sanığın savunması alınırken, mahkeme bu hafta da hız kesmeden çalışmalarına devam ediyor. Haftanın dört günü süren yoğun mesai, sanık avukatlarının tahliye talepleriyle kritik bir aşamaya taşınıyor. Mahkeme başkanının duruşmaları saat 22.00’ye kadar uzatabileceği yönündeki açıklaması, yargılamanın ne denli çetrefilli ve detaylı bir şekilde yürütüldüğünün açık bir işareti. Her bir kelimenin, her bir delilin titizlikle incelendiği bu süreç, kamuoyunun adalet beklentisini doruklara çıkarıyor.
Gözler Perşembe Günü Verilecek Ara Kararda: Ne Anlama Geliyor?
Davada gelinen bu aşamada, Pazartesi günü sanık savunmalarının alınmasına devam edilirken, Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri ise avukatların tahliye taleplerinin dinleneceği açıklandı. Tüm gözler, Perşembe günü mahkeme başkanının vereceği ‘ara karar’a çevrilmiş durumda. Bu karar, yalnızca Ekrem İmamoğlu’nun kaderini değil, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ve hatta genel siyasetin geleceğini doğrudan etkileyecek potansiyeli taşıyor. Tahliye taleplerinin kabul edilip edilmeyeceği, İmamoğlu’nun siyasi arenadaki konumu ve İstanbul’un yönetimdeki belirsizlik hali için bir dönüm noktası olacak. Yüz binlerce İstanbullu, bu kritik gelişmeyi büyük bir merak ve endişeyle bekliyor. Toplumun her kesiminde yankı bulan bu yargılama, adaletin tecellisi adına atılacak her adımın ne denli hayati olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Bu sadece bir hukuki süreç değil, aynı zamanda bir şehrin, bir ülkenin geleceğinin şekillendiği büyük bir sınavdır.






