MENÜ
21 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

İmamoğlu Davasında Kritik Gelişme: 18 Tahliye Birden!

Silivri’de Tarihi Yargılama: İddianamenin Perde Arkası

Türkiye’nin pürdikkat kesildiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ekibine yönelik ‘yolsuzluk’ soruşturmasında sular durulmuyor. 11 Kasım 2025’te tamamlanan ve tam 3 bin 809 sayfadan oluşan o devasa iddianame, bugün Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi’nin soğuk koridorlarında yankılanmaya devam ediyor. Dosyanın içine girdiğimizde, sıradan bir yolsuzluk iddiasından çok daha fazlasını, adeta bir labirenti andıran suçlamalar silsilesini görüyoruz. Örgüt kurmaktan rüşvete, ihaleye fesat karıştırmaktan kişisel verilerin kaydedilmesine kadar uzanan 142 farklı eylem… İstenen ceza ise dudak uçuklatıyor: Tam 2 bin 352 yıla kadar hapis. Peki, bu noktaya nasıl gelindi ve 21. duruşmada neler yaşandı?

Mahkeme Salonunda Tahliye Hareketliliği

Davanın altıncı haftasına girilirken, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti ezber bozan bir karara imza attı. Günlerdir süren savunmaların ardından, aralarında İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Murat Ongun’un şoförü Kadir Öztürk ve İSPER personeli gibi isimlerin de bulunduğu 18 sanık hakkında tahliye kararı verildi. Bu gelişme, davanın seyri açısından büyük bir kırılma noktası olarak görülüyor. Muhabir gözüyle baktığımızda, bu tahliyelerin delillerin toplanma aşamasındaki hızla mı yoksa savunmaların yarattığı ikna edici tabloyla mı ilgili olduğu sorusu akıllara geliyor. Özellikle dijital reklamcı Esma Bayrak’ın ‘Sadece bir ihale aldığım için buradayım, bu bir dedikodu dosyasıdır’ feryadı, mahkeme salonundaki gerginliği özetler nitelikteydi.

KİPTAŞ ve Kentsel Dönüşümün Mali Portresi

Duruşmanın en dikkat çeken anlarından biri KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’un savunmasıydı. Kurt, göreve geldiğinde 1.2 milyar lira borcu olan bir kurumu nasıl ayağa kaldırdığını teknik verilerle anlatırken, aslında bir bürokratın siyaset ve yargı arasındaki ince çizgide nasıl yürüdüğünü de gözler önüne serdi. Kurt’un ‘Yeşil pasaportum vardı, kaçmak istesem çoktan kaçardım’ sözleri, yargılamanın psikolojik boyutunu ortaya koyuyor. Öte yandan, İmamoğlu’nun bizzat söz alarak Kurt’a yönelttiği ‘Sana hiç indirimli daire talimatı verdim mi?’ sorusu, savunmanın stratejik bir hamlesi olarak kayıtlara geçti. İmamoğlu, bu sorularla aslında kurumsal işleyişin ‘kişiye özel’ değil, hukuki çerçevede yürüdüğünü ispatlamaya çalışıyor.

Whistleblower Çatlağı ve Birleşen Dosyalar

Davanın gizemli yanlarından biri de ‘itirafçı’ veya ‘bilgi veren’ olarak adlandırılan Erol Özgüner vakası. Murat Ongun’un mahkeme salonunda Özgüner hakkındaki suç duyurusuna yönelik yaptığı ‘İnsanların hayatını karartmak bu kadar kolay mı?’ çıkışı, dosyadaki iç hesaplaşmaların daha da derinleşeceğini gösteriyor. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in dosyasının da bu ana davayla birleştirilmesi, yargılamanın kapsamını iyice genişletmiş durumda. Sabah saat 10.00’dan gece 22.00’ye kadar süren bu hukuk maratonu, sadece bir belediye yönetimi davası değil, aynı zamanda yakın siyasi tarihin en büyük hesaplaşmalarından biri olarak tarihe geçiyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir