MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9808 ▲ %0,02
EURO 53,5307 ▲ %0,29
ALTIN 6.597,72 ▲ %0,66

İlber Ortaylı’nın Son Durağı: Fatih’in Gölgesinde Bir Tarih Yansıtması

Tarihin Kalbinde Bir İstirahatgah

Türkiye’nin düşünce dünyasına, tarih bilincine derin izler bırakan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın, Fatih Camii haziresine defnedilecek olması, sadece bir defin işlemi değil, aynı zamanda tarihi bir geleneğin ve entelektüel mirasın güçlü bir yansıması. Bu karar, Ortaylı’nın yaşam boyu süren ilim ve irfan yolculuğunun, Fatih Sultan Mehmed’in kurucu ruhu ve Osmanlı’nın önde gelen alimleri, devlet adamlarıyla aynı topraklarda buluşması anlamına geliyor. Bu hazire, nesiller boyu aktarılan bilginin ve saygının adeta fiziksel bir nişanesi olarak yükseliyor.

Sadece Bir Mezarlık Değil, Bir Hafıza Mekanı

Fatih Camii haziresi, adını aldığı Fatih Sultan Mehmed’in türbesini merkezine alarak, çevresinde Osmanlı İmparatorluğu’nun en mühim devlet adamlarının ve ulemasının, yani seçkin âlim ve bilginlerinin ebedi istirahatgahlarına ev sahipliği yapar. ‘Şahide’ adı verilen, her biri ayrı bir sanat eseri niteliğindeki mezar taşlarıyla süslü bu hazireler, Osmanlı döneminde adeta bir ‘Devlet Mezarlığı’ niteliği taşıyordu. Buraya defnedilmek, kişinin hem ilmi hem de toplumsal hayatta ulaştığı zirvenin, devlet nezdindeki itibarının ve bıraktığı derin mirasın bir nişanesiydi. Sadece belli isimler, özel müsaadelerle ‘selatin’ olarak anılan büyük camilerin hazirelerine defnedilebiliyordu. Bu gelenek, günümüzde de Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlığın onayına tabi olan hassas bir süreçle devam ediyor; zira bu mekanlar, kültürel ve tarihi mirasımızın paha biçilmez parçaları.

Fatih’in Gölgesinde Toplanan Dehalar

İlber Ortaylı’nın bu müstesna hazireye defnedilmesi, onun yalnızca Fatih Sultan Mehmed’in manevi varlığına değil, aynı zamanda kendi hocalarına ve meslektaşlarına olan derin saygısının da bir devamı niteliğinde. Burası, Ortaylı’nın “Onun çalışmalarını çıkarırsanız Osmanlı tarihçiliği namına geride pek bir şey kalmaz” diyerek övgüyle bahsettiği ‘Şeyhül Müverrihin’ unvanlı hocası Prof. Dr. Halil İnalcık’ın da ebedi yurdu. Yine Ortaylı’nın, “Osmanlı’nın son dönemi ve modern Türkiye üzerine dünyada söz sahibi birkaç tarihçiden biri” olarak tarif ettiği Prof. Dr. Kemal Karpat da 2018’de bu hazireye defnedilmişti. “İstanbul’un yaşayan hafızası, onun gibi hocalar artık yetişmiyor” diye anlattığı Prof. Dr. Semavi Eyice’nin kabri de burada bulunuyor. Dahası, İlber Hoca’nın ayrı bir hürmetle andığı ve adını kızına verdiği Tuna/Plevne mücadelesinin kahramanı Gazi Osman Paşa’nın türbesi de bu manevi zenginliğin bir parçası.

Bir Entelektüel Mirasın Devamı ve Ortaylı’nın Mirası

Bir sohbetinde, hangi padişah devrinde yaşamak istediği sorulduğunda, tereddütsüz ‘Ya Fatih ya da 2. Mahmud devrinde’ diye yanıt veren, orduda mı ilmiyede mi olurdunuz sorusuna ‘İlmiye’ cevabını veren İlber Ortaylı için bu mekanın anlamı çok daha derindi. Hatta hangi Paşa ile rahat çalışırdınız dendiğinde ‘Ahmet Cevdet Paşa veya Mehmet Emin Ali Paşa’ diyen Ortaylı’nın, Ahmet Cevdet Paşa’nın da mezarının bu hazirede olması, bu seçimin adeta kaderin bir cilvesi olduğunu düşündürüyor. Bu, yalnızca coğrafi bir yakınlık değil, aynı zamanda düşünsel ve manevi bir buluşma. Ortaylı, son istirahat yerinde en sevdiği padişah Fatih’in, en hürmet ettiği paşaların, çok sevdiği hocasının ve kıymet verdiği meslektaşlarının yanı başında olacak. Bu durum, Türkiye’nin entelektüel hafızasında önemli bir yer tutan bu isimlerin, gelecek nesillere aktarılacak bir bütünlük içinde anılmasını sağlıyor. Zira bu hazire, geçmişin büyük beyinlerinin sessiz bir ders verdiği, tarihin yaşayan bir kütüphanesi gibi. İlber Ortaylı’nın buradaki varlığı, bu kütüphaneye eklenen en yeni ve en parlak ciltlerden biri olarak tarihe geçiyor, vatandaşlar için ise bir saygı duruşu ve ilim yolculuğunun ölümsüzlüğüne dair güçlü bir hatırlatma teşkil ediyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir