Hakan Fidan’ın son açıklamaları, aslında bir dış politika analizinden çok, küresel bir ekonomik krizin ayak seslerini haber veriyor. Masadaki ateşkes görüşmelerinin bir türlü nihayete ermemesi ve diplomatik dilde ‘oyunbozanlık’ olarak tanımlanan tutumlar, sadece bir bölgeyi değil, doğrudan cebimizdeki parayı etkiliyor. İşte bu yüzden kaybediyoruz; diplomasi masasında uzlaşı sağlanamadığı her saniye, küresel piyasalar daha fazla risk primi ödemek zorunda kalıyor.
Hakan Fidan, tarafların başlangıç pozisyonlarına çekildiğini söylerken aslında çok kritik bir noktaya parmak bastı. ABD’nin sürece daha aktif dahil olması bir umut ışığı gibi görünse de, belirsizliğin devam etmesi yatırımcıyı her zaman en kötü senaryoya hazırlar. Bu senaryonun merkezinde ise sadece Orta Doğu değil, tüm dünya ekonomisinin şah damarı olan Hürmüz Boğazı yer alıyor.
Hürmüz Boğazı: Küresel Ekonominin Şah Damarı
Hürmüz Boğazı, sıradan bir su yolu olmanın çok ötesinde, her gün yaklaşık 21 milyon varil petrolün dünyaya servis edildiği devasa bir lojistik üs. Fidan’ın uyarısı net: Bu mesele bölgesel bir çatışma olmaktan çıkıp küresel bir enerji krizine dönüşme potansiyeli taşıyor. Eğer bu arterde serbest geçişle ilgili en ufak bir teknik ya da güvenlik aksaması yaşanırsa, enerji fiyatlarında yaşanacak şok dalgasını hiçbir merkez bankası faiz artırımıyla durduramaz.
Şu anki tabloda asıl kaybeden tarafın kim olacağı da verilerle sabit. Çin, Hindistan ve Güney Kore gibi sanayi devleri, üretim çarklarını bu rotadan gelen enerjiyle döndürüyor. Ancak en büyük darbeyi, Rusya-Ukrayna krizi sonrası enerji güvenliğini Orta Doğu rotasına bağlayan Avrupa alacak. Enerji arzındaki tek bir çatlak, kıtada sanayi üretiminin durması ve enflasyonun kontrolden çıkması anlamına geliyor.
Fiyatlara Binecek Yük ve Arz Güvenliği
Peki, bu durum sıradan vatandaşın hayatına nasıl yansıyacak? Enerji arzındaki bir sıkıntı, sadece akaryakıt istasyonundaki tabelayı değil; gıdadan lojistiğe, tekstilden inşaat malzemelerine kadar her kalemde maliyet enflasyonunu tetikler. Bakan Fidan’ın ‘enerji arzında sıkıntı olabilir’ uyarısı, aslında raflardaki etiketlerin yukarı yönlü değişeceğinin diplomatik bir teyididir.
Mevcut veriler gösteriyor ki, lojistik maliyetlerin artması ve enerjiye erişimin zorlaşması, son yıllarda enflasyona karşı verilen mücadeleyi ciddi şekilde baltalayabilir. Küresel piyasalar şu an ‘temkinli bekleyiş’ modunda olsa da, Hürmüz’deki en ufak bir kıvılcım ekonomiyi yeni bir belirsizlik çağına sürükleyebilir. Masadaki siyasi inatlaşmaların faturası, maalesef enerji arzı ve yüksek maliyetler olarak hepimizin hanesine yazılıyor.






