15 Temmuz’un 10. Yılında Medya ve Askeri Bürokraside Çarpıcı İddialar
Askeri kalkışmanın üzerinden geçen on yılın ardından, darbe girişiminin ilk saatlerinde yurt dışından sıcağı sıcağına kaleme alınan analizler ve o döneme ışık tutan yargı süreçleri yeniden tartışmaya açıldı. Kanada’nın Montreal kentinde bulunduğu sırada gelişmeleri öğrenen ve Habertürk internet sitesinde “Darbe darbedir, darbeci de darbecidir… Darbeye hayır!” başlığıyla ilk tepkilerden birini ortaya koyan bir gazetecinin tanıklıkları, askeri ve idari bürokrasideki dikkat çekici ilişkileri gözler önüne seriyor.
Kıbrıs’taki Darptan Askeri Şura Terfilerine Uzanan Süreç
Gazetecinin aktardığı bilgilere göre, darbe girişiminden önce Kıbrıs’ta bir albayın astsubayını darp etmesi olayı yargıya taşınmıştı. Bu konuyu köşesine taşıyan gazeteciye karşı; ilgili albay, Kıbrıs’taki bir general, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve sonradan firar eden Genelkurmay Adli Müşaviri’nin imzalarıyla dava açıldı. Darp davasının muhatabı olan o albayın, 15 Temmuz gecesi “darbeci general” olarak ortaya çıktığı ve daha önce Yüksek Askeri Şura’da General Semih ile birlikte terfi ettirildiği belirtildi. Darbe girişimi sırasında en üst kademedeki iki amirin direnmeden teslim olması eleştirilirken, benzer durumlarda esir düşen veya teslim olan alt rütbeli askerlerin ordudan ihraç edildiği hatırlatıldı.
Emniyet, Yargı ve Suikast Davalarındaki Paralel İlişkiler
Dönemin devlet kadrolarındaki atamalara da değinilen değerlendirmelerde, Hrant Dink cinayetinin kilit isimlerinden birinin Emniyet İstihbarat dairesinin başına getirilmesi ve Malatya’daki yayınevi cinayetlerine ilişkin yazılar nedeniyle gazeteciye ceza veren yargıçların tutumları eleştirildi. Ayrıca darbe teşebbüsünün engellenmesinde, emirlere uymayarak askeri araçları çalıştırmayan astsubay ve uzman çavuşların önemli bir rol oynadığı, Emekli Astsubaylar Derneği Başkanı’nın geri bildirimleriyle aktarıldı.
Yazıcıoğlu Dosyası İçin “Dink” Bağlantısı Vurgusu
Yazıda, her türlü hukuksuzluğa ve baskıya karşı durulması gerektiği yinelenirken, son dönemde “suikast” ve “ölüme terk edilme” şüpheleriyle yeniden gündeme gelen Muhsin Yazıcıoğlu ve gazeteci İsmail Güneş dosyasının, Hrant Dink suikastı bağlantıları yönünden de incelenmesi gerektiği yönünde bir öneride bulunuldu. Son olarak, Galatasaray Lisesi mezunlarından Vedat Yılmaz’ın vefatı anılarak taziye dile getirildi.
Kaynak: T24






