Hazine Borçlanmasında Büyük Artış
Hazine ve Maliye Bakanlığı, yüksek vergi gelirlerine karşın, küresel ölçekte en yüksek faiz oranlarıyla toplamda 3,5 trilyon liralık borçlanmaya imza attı. Yılın ilk yarısında, geçen senenin aynı dönemine oranla yüzde 69 artış kaydederek 3 trilyon lira borçlanan Hazine’nin, içinde bulunulan temmuz ayını da 500 ila 600 milyar lira bandında bir borçlanma hacmiyle tamamlayacağı öngörülüyor. Toplam borç miktarının 3,5 trilyon lirayı aşması kamuoyunda erken seçim hazırlığı sorularını beraberinde getirdi.
Faiz Oranları Yükselişini Sürdürüyor
Borç yüküyle beraber faiz maliyetleri de yukarı yönlü seyrini koruyor. Ocak ayındaki 2 yıllık tahvil ihalesinde yüzde 36 seviyesinde gerçekleşen borçlanma faizi, bu hafta yapılan ihalede yüzde 41,99’u buldu. Merkez Bankası’nın politika faizini sabit tuttuğu 6 aylık süreçte Hazine’nin borçlanma maliyeti yaklaşık 6 puanlık artış gösterdi. Hazine, 5 yıllık TL tahvil için yüzde 39, 10 yıllık tahvil için ise yüzde 35 dolaylarında faiz yükü üstleniyor. Bu rakamlar Türkiye’yi dünyanın en yüksek maliyetle borçlanan ülkesi konumuna getirdi. Benzer vadeli tahvillerde Mısır yüzde 22 ile ikinci, Rusya ise yüzde 16 ile üçüncü sırada yer alıyor.
Altın Cinsinden Borçlanma Dört Katına Çıktı
Hazine yalnızca ulusal para birimiyle değil, döviz ve altın üzerinden de borçlanma yollarını kullanıyor. Ekonomist Haluk Bürümcekçi’nin analizlerine göre, Hazine’nin altın borçlanması son bir yılda yaklaşık 4 kat artış kaydetti. Geçtiğimiz yıl 5,3 miyar dolar karşılığı altın borçlanan kurum, bu yıl vadeli geri ödemelerin de etkisiyle 19,3 milyar dolarlık altın borçlanmasına yöneldi. Döviz cinsi borçlanmalar ise bir önceki yılın 12,3 milyar dolarlık seviyesinden bu yıl 10,6 milyar dolara geriledi.
Dünya Bankası’ndan Şeffaflık Ve Güven Vurgusu
Dünya Bankası tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’nin küresel ölçekteki en yüksek faizle borçlanan ülke olduğuna dikkat çekilerek bu durumun aşılması için şeffaflık ve güven ortamının tesis edilmesi gerektiği belirtildi. Raporda, yüksek faiz yükünün hafifletilmesinin yolunun risk priminin düşürülmesinden geçtiği ifade edilirken, bunun için istikrarlı ve düşük enflasyon ile mali sürdürülebilirliğin şart olduğu vurgulandı. Düşük ve orta gelir grubundaki ülkelerin yerel yatırımcı tabanını genişletmesinin faiz yükünü 25 milyar dolar azaltabileceğine işaret eden Dünya Bankası, uluslararası entegrasyon ve sermaye hesabının serbestleştirilmesinin de 70 milyar doları aşan bir faiz tasarrufu sağlayabileceğini kaydetti.
Kaynak: Sozcu






