Gözlerinizi açın. Bir nakliyeci, hayatının kamyonunu ve dostundan çektiği krediyi, cezaevinde tanıştığı bir dolandırıcıya kaptırdı. Vaat edilen ‘iki katı geri ödeme’ hayali, Çayırovalı Seyfi Kütük’ü tam 3 milyon TL değerinde bir enkazın altına itti. Bu, sadece bir para kaybı hikayesi değil; güvenin nasıl bir silah gibi kullanılıp hayatları paramparça ettiğinin acımasız bir belgesidir.
Cezaevinde Kurulan Zehirli Ağ
Seyfi Kütük, Afyon Bolvadin Açık Cezaevi’nde yattığı 5 aylık sürede, kendini varlıklı bir iş insanı olarak tanıtan V.K. ile tanıştı. V.K.’nin cezaevindeki “babacan” tavırları, diğer mahkûmlara yaptığı küçük yardımlar, hatta mont hediyeleri, Kütük’ün gözünde bir güven duvarı ördü. Kendini lüks arabaların, arsaların ve dairelerin sahibi olarak pazarlayan bu adam, Kütük’ün cezaevi öncesinden kalan borçlarını dert etmemesini, “hallederiz” diyerek teselli etmesini bildi. Ziraat odalarında, kapalı kapılar ardında yaşanan bu tür dolandırıcılık vakaları, genellikle mağdurun en savunmasız anında, umutsuzluk girdabında yakalanmasıyla başlar. V.K., Kütük’ün o anki boşluğunu, bir an önce toparlanma arzusunu kusursuzca okudu ve tuzağını kurdu.
Milyonluk Vurgun Nasıl Gerçekleşti?
Tahliyelerinden sonra V.K., Kütük’ü her gün arayarak, “15-20 gün içinde iki katını geri ödeme” vaadiyle adeta beynini yıkadı. Kütük, bu sahte vaadin peşinden koşarken, tüm hayatını riske attı. Kendi kamyonunu sattı, bir arkadaşının üzerine 1 milyon 500 bin TL kredi çektirdi ve toplamda 61 bin 450 dolar ile 300 bin TL’yi, yani yaklaşık 3 milyon TL’lik bir serveti, V.K.’nin yönlendirdiği bir arkadaşına, İzmit’teki bir kafede, eşi ve oğluyla birlikte bir okul çantası içinde teslim etti. Bu para, bir nakliyecinin tüm geleceğiydi, ailesinin teminatıydı. Karşılığında aldığı ise, bir telefonun suskunluğu ve parçalanmış bir hayat oldu. Dolandırıcılar, genellikle kurbanlarının şüphelenmesini engellemek için, paranın teslim edildiği anlarda dahi bir tür “ortaklık” hissi yaratmaya çalışır; aile üyelerinin dahi olaya dahil olması bunun bir parçasıdır.
Kurbanın Çaresiz Feryadı
Vaat edilen ödeme günü, 27 Mart 2026’da V.K.’nin telefonunun sonsuza dek kapanmasıyla, Seyfi Kütük gerçeği acı bir şekilde anladı. “Şu an ben çoluk çocuğumla mağdur oldum, o günden bu yana psikolojim altüst oldu” sözleri, bir insanın düştüğü dipsiz kuyuyu özetliyor. Bu, sadece bankadaki rakamların azalması değil, aynı zamanda hayata olan inancın, insanlara olan güvenin ve geleceğe dair tüm umutların yok oluşudur. Bir dolandırıcılık kurbanının yaşadığı travma, çoğu zaman maddi kayıptan çok daha derindir; utanç, pişmanlık ve çaresizlik duygusuyla boğuşmak zorunda kalır. Devletin tüm yetkililerinden yardım beklentisi, aslında sadece paranın geri gelmesi değil, adaletin tecelli etmesi ve güveninin yeniden tesis edilmesi arayışıdır.
Toplumsal Yankılar ve Dersler
Bu olay, sadece Seyfi Kütük’ün trajedisi değil, aynı zamanda toplumumuzdaki kırılganlıkların ve güven krizinin bir yansımasıdır. Ekonomik sıkıntıların ve “kolay para” arayışının arttığı dönemlerde, V.K. gibi dolandırıcılar için zemin her zaman hazırdır. Cezaevlerinin dahi, suçun planlandığı ve mağdurların seçildiği birer “network” alanı haline gelmesi, sistemdeki derin çatlakları gözler önüne seriyor. Bu tür vakalar, insanlara verilen sözlerin, özellikle de aşırı kârlılık vaatlerinin her zaman sorgulanması gerektiğini bir kez daha hatırlatır. Zira kolay yoldan zengin olma hayali, çoğu zaman, hayatın en pahalı dersini vermenin acımasız bir yoludur.






