MENÜ
21 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,4792 ▼ %0,02
EURO 53,3552 ▲ %0,15
ALTIN 6.205,50 ▼ %1,30

Hamile eş cinayetinde kan donduran ‘8 gün’ savunması

Beton Duvarlar Arasındaki Sessiz Çığlık

İnönü Mahallesi Arnavut Caddesi üzerinde sıradan bir apartman dairesi, 2025 yılının Nisan ayında modern bir trajediye ev sahipliği yaptı. Çevresel faktörlerin ve insan doğasının en karanlık dehlizlerinin birleştiği o noktada, 34 haftalık hamile Elif Civil’in yaşamı 12 bıçak darbesiyle son buldu. Doğa yasalarının aksine, bu vahşi müdahale sadece bir yaşamı değil, henüz nefes almamış bir bebeğin de geleceğini çaldı. Olayın vahameti, cesedin on günden fazla süre boyunca o evde kalmasıyla biyolojik bir felakete dönüştü. Apartman sakinlerinin burnuna gelen o ağır koku, sadece bir çürümenin değil, adaletin geç kalmış feryadıydı.

8 Günlük Kabus: Cesetle Uyuyan Bir Baba

Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması, insan psikolojisinin sınırlarını zorlayan ifadelere sahne oldu. Tutuklu sanık Berkan Civil, SEGBİS ekranından mahkeme salonuna buz gibi bir hava yaydı. Savunmasında kullandığı ifadeler, bilimsel gerçeklikten uzak görünse de trajedinin boyutunu gözler önüne seriyordu. Sanık, bir sigara içtikten sonrasını hatırlamadığını, uyandığında ise kendisini yaralı, eşini ise ölü bulduğunu iddia etti. İşin en sarsıcı kısmı ise, 1,5 yaşındaki çocuğuyla birlikte eşinin cansız bedeninin yanında tam 8 gün boyunca geçirdiğini söylemesiydi.

Biyolojik Saat ve Hayatta Kalma İçgüdüsü

Adli tıp raporları ve olay yerindeki bulgular, bir cesedin on gün boyunca kapalı bir ortamda yaratacağı tahribatı net bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak sanığın bu süre zarfında ‘bilincim kapalıydı’ diyerek çocuğuna baktığını iddia etmesi, duruşma salonundaki tansiyonu doruk noktasına çıkardı. Bir buçuk yaşındaki bir çocuğun, annesinin cansız bedeninin olduğu bir evde on gün boyunca nasıl hayatta kaldığı sorusu, davanın en kritik ve karanlık noktasını oluşturuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatının ‘Çocuğun bakımını kim sağladı?’ sorusuna sanığın verdiği ‘Ben babayım, bilincimi kaybetsem de bakabilirim’ cevabı, mantık sınırlarını zorlayan bir savunma olarak kayıtlara geçti.

Tehdit Sinyalleri ve Görmezden Gelinen Felaket

Her büyük felaketin bir öncü sarsıntısı vardır. Elif Civil cinayetinde de bu sarsıntıların aylar öncesinden başladığı, maktulün babası İ.Ç.’nin ifadeleriyle anlaşıldı. Sanığın ailesinin, ‘Kızınızı alın, yoksa öldürüp denize atarız’ şeklindeki tehditleri, aslında yaklaşan fırtınanın en net habercisiydi. Ancak ne yazık ki bu sinyaller, bir kadının ve doğmamış bebeğinin kurtulmasına yetmedi. Ev sahibinin ödenmeyen kiralar ve aidatlar nedeniyle yöneticiyi aramasıyla ortaya çıkan bu korkunç tablo, toplumsal duyarsızlığın ve sessizliğin ne tür yıkımlara yol açabileceğini bir kez daha kanıtladı. Mahkeme heyeti, karanlıkta kalan noktaların aydınlatılması için dosyayı ileri bir tarihe erteledi.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir