Modern şehir hayatının en büyük trajedilerinden biri olan sokak şiddeti, bu kez İstanbul’un kalbinde, sadece kavgayı ayırmak isteyen masum bir gencin hayatını kararttı. Küresel ölçekte metropollerin en büyük sorunu haline gelen ‘suçun sıradanlaşması’ olgusu, Güngören’de Oğuzhan Çöpür ve kardeşi Taha Çöpür’ün yaşadığı dehşetle bir kez daha yüzümüze çarptı. Sadece çocukları yatıştırmak ve mahalle huzurunu korumak adına yapılan insani bir müdahale, kısa sürede bir yaşam mücadelesine dönüştü.
Suçun Yaşı Küçülüyor Vahşetin Boyutu Büyüyor
Olay günü arkadaşlarıyla buluşmayı bekleyen Çöpür kardeşler, bir grubun bir çocuğu darp ettiğini görünce duyarsız kalamadı. Ancak “Bu bizim meselemiz, karışmayın” yanıtıyla başlayan sözlü tartışma, saniyeler içinde kanlı bir pusulaya evrildi. Saldırgan grup içindeki bir kişi, soğukkanlılıkla çıkardığı bıçağıyla 27 yaşındaki Oğuzhan Çöpür’ü tam 6 yerinden yaraladı. Olayın dehşet verici boyutu bununla da sınırlı kalmadı; saldırganlar ağır yaralı gencin üzerine taşlar atarak kaçtı. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntüler, büyük metropollerde giderek artan ve uzmanların ‘toplumsal empati kaybı’ olarak nitelediği o korkunç anları tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.
Adalet Çarkındaki Boşluklar ve Susturulmak İstenen Mağdurlar
Hastanede karnına onlarca dikiş atılan ve iç organları ağır hasar gören Oğuzhan Çöpür, hayata tutunmayı başardı ancak kabus burada bitmedi. İyileşme sürecindeki aile, şimdi de organize bir tehdit ve baskı dalgasıyla karşı karşıya. Şikayetlerini geri çekmeleri için ses kayıtları ve açık adres bilgileriyle tehdit edilen Çöpür ailesi, can güvenliklerinden endişe ediyor. Olayın ardından yakalanan 18 yaşından küçük 3 şüpheliden sadece birinin tutuklanması, kamuoyunda ‘cezasızlık algısı’ üzerine yeni bir tartışma başlattı. Benzer bir olayda hayatını kaybeden Atlas Çağlayan örneğini hatırlatan Oğuzhan Çöpür, adalet sisteminin mağduru korumaktaki yetersizliğine dikkat çekiyor.
Sosyologlar ve hukukçular, bu tür olayların toplumsal ‘iyilik’ refleksini körelteceği konusunda hemfikir. Eğer bugün bir gencin canını korumaya çalışanlar yarın tehditlerle susturulabiliyorsa, bu durum yerel bir asayiş sorunu olmaktan çıkıp, toplumsal barışa yönelik küresel bir kriz haline gelmiş demektir. Çöpür ailesi şimdi sadece sağlığını değil, devletin kendilerine sağlaması gereken hukuki güvenceyi de geri kazanmak istiyor.






