MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9808 ▲ %0,02
EURO 53,5307 ▲ %0,29
ALTIN 6.597,72 ▲ %0,66

Gülistan Doku ve Rojin Kabaiş Dosyasında Yeni Perde

Adalet Arayışında Ortak Acı: Doku ve Kabaiş Aileleri

Tunceli’de 5 Ocak 2020 sabahı kaldığı yurttan çıkan ve o günden bu yana kendisinden tek bir iz dahi bulunamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasında, yıllar sonra gelen 10 tutuklama kararı kamuoyunda yankı uyandırmaya devam ediyor. Ancak bu hukuki süreç sadece rakamlardan ibaret değil; bir ailenin beş yıla yaklaşan çığlığının, sistemsel tıkanıklıkların ve veri karartma iddialarının bir özeti niteliğinde. Gülistan’ın annesi Bedriye ve ablası Aygül Doku’nun adalet nöbeti, bugün başka bir acılı babanın ziyaretiyle farklı bir boyuta taşındı. Dosyada biriken her yeni delil, aslında yıllardır neden bir arpa boyu yol gidilemediğinin de istatistiksel kanıtı gibi karşımızda duruyor.

Kamera Kayıtları ve Sistemsel Körlük

Van’da kaybolduktan sonra cansız bedenine ulaşılan Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, Tunceli’deki Doku ailesini ziyaret ederek çarpıcı bir iddiayı gündeme taşıdı. Baba Kabaiş’in ifadeleri, aslında Türkiye’deki birçok benzer soruşturmanın neden sonuçsuz kaldığını net bir şekilde ortaya koyuyor: Dijital verilerin kaybı ve kurumsal direnç. Kabaiş, kendi olayında rektörün tutumundan şüphe duyduğunu ve kamera kayıtlarının silindiğini iddia ederek, “Onlar validen şüphe etmişti, bizim olayda da rektörden şüpheleniyorum. Akrabasıdır, parmağı vardır içinde, biliyorum. Hal hareketlerinden dahi belli” sözleriyle kurumsal hiyerarşinin soruşturmayı nasıl etkilediğini öne sürdü.

İstatistikler Ne Diyor? Neden Kaybediyoruz?

Analitik bir perspektifle bakıldığında, kayıp şahıs davalarında başarı oranı, olaydan sonraki ilk 48 saatteki veri toplama hızıyla doğru orantılıdır. Gülistan Doku vakasında ise dosyaya giren 10 tutuklama, aradan geçen binlerce günden sonra geldi. Veriler bize şunu söylüyor: Eğer bir dosyada “kamera kayıtları silindi”, “hard disk bozuldu” veya “teknik arıza” gibi ifadeler standart hale geliyorsa, orada adalet mekanizması daha veri toplama aşamasında mağlup edilmiş demektir. Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku dosyalarındaki benzerlikler, yerel otoritelerin ve kurum yöneticilerinin soruşturma üzerindeki etkisinin ne denli belirleyici olduğunu gösteriyor. Bir yerde teknoloji varken veri yoksa, orada bir tercih var demektir.

Şüpheden Gerçeğe Giden Yol Neden Kapalı?

Aygül Doku’nun yıllardır dile getirdiği “baş şüpheliler neden korunuyor?” sorusu, bugün 10 kişinin tutuklanmasıyla bir nebze olsun karşılık bulsa da, Nizamettin Kabaiş’in “kamera kayıtları silinmiş” feryadı, soruşturmaların şeffaflığı konusundaki büyük boşluğu işaret ediyor. Bir üniversite kampüsünde veya şehrin en işlek noktasında bir genç kız adeta buharlaşıyorsa ve en gelişmiş izleme sistemleri buna yanıt veremiyorsa, bu bir teknik aksaklık değil, bilinçli bir süreç yönetimidir. İşte bu yüzden aileler sadece faille değil, aynı zamanda silinen dijital hafızayla da mücadele ediyor. Bu dosyaların kapanmamasının tek yolu, o silindiği iddia edilen kayıtların ve kurumsal sorumluluğun üzerine korkusuzca gidilmesidir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir