Dijital İzler ve Karanlık Sorular
Tunceli’de 5 Ocak 2020 sabahı sisli bir havada kaybolan Gülistan Doku’nun akıbeti, aradan geçen yıllara rağmen Türkiye’nin kanayan yarası olmaya devam ediyor. Dosyada her yeni gelişme, adalet arayışındaki ailenin umutlarını tazelemek yerine bazen daha karanlık soruları beraberinde getiriyor. Soruşturmanın odak noktasındaki isim olan eski erkek arkadaş Zeinal Abarakov’un jandarmada verdiği son ifade, dijital takip ve mahremiyet ihlalleri üzerine sarsıcı gerçekleri gün yüzüne çıkardı.
“Google Hesabı Üzerinden İzledim” İtirafı
Jandarma ekiplerinin derinlemesine yürüttüğü teknik incelemeler, Gülistan Doku’nun telefonunun kaybolmadan önceki dönemde sıkı bir dijital gözetim altında olabileceğine dair ciddi şüpheler doğurdu. Sorgu odasında Abarakov’a yöneltilen sorular, vakanın sadece bir kayıp vakası değil, aynı zamanda sistematik bir takip süreci olabileceğini gösteriyor. Jandarma tarafından yöneltilen “Gülistan’ı neden takip etme gereği duydunuz?”, “SMS mesajlarına erişim mi sağladınız?” ve “Cihazına bir takip yazılımı mı yüklediniz?” soruları, dosyanın seyrini tamamen değiştirecek nitelikte.
Abarakov’un bu keskin sorulara verdiği yanıt ise hukukçular ve kamuoyu tarafından stratejik bir savunma hamlesi olarak değerlendiriliyor. Genç kadının telefonunda kendi Google hesabının kayıtlı olduğunu öne süren Abarakov, “Google hesabımdan telefonunun yerini bulmaya çalıştım” diyerek durumu normalleştirmeye çalıştı. Bu durum, günümüzde akıllı telefonların ve dijital hesapların nasıl birer takip cihazına dönüşebileceğinin en acı örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor. Bir insanın en özel alanına, dijital kimliği üzerinden sızılması, aslında olayın vahametini bir kat daha artırıyor.
2020’den Bugüne Bitmeyen Bekleyiş
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan haber alınamayan binlerce gün, toplumun vicdanında derin yaralar açtı. İlk günden itibaren etkin bir soruşturma yürütülmediği iddiaları, baraj gölünde yapılan aylarca süren aramaların sonuçsuz kalması ve baş şüpheli üzerindeki baskının yetersizliği, bu davayı sembolik bir adalet sınavı haline getirdi. Dijital delillerin bu kadar geç sorgulanması ve bir telefonun uzaktan takip edildiğinin yeni ortaya çıkması, teknolojik imkanların hukuk sistemine entegrasyonu konusundaki hantallığı da eleştiri oklarının hedefine oturtuyor.
Geleceğin Adaletinde Dijital Kanıtlar
Geleceğin dünyasında, fiziksel delillerden ziyade dijital ayak izleri suçun aydınlatılmasında başrol oynayacak. Ancak Gülistan Doku vakası bize gösteriyor ki; elinizde ne kadar veri olursa olsun, toplumsal irade ve şeffaflık eksikse gerçeklerin üzeri kolayca örtülebiliyor. Bir kadının son anlarına dair verilerin, bir Google hesabı üzerinden kontrol edilebildiği bir çağda, kimin kimi hangi yetkiyle izlediği sorusu her zamankinden daha kritik bir hal alıyor. Bu yeni itiraflar, dosyanın tozlu raflardan inip gerçek bir yüzleşmeye dönüşmesi için son bir fırsat olabilir. Gülistan’ın ailesi ve kamuoyu, bu dijital izlerin peşinden gidilerek karanlığın artık aydınlatılmasını bekliyor.






