Yıllar Süren Karanlıkta İlk Defa Bu Kadar Yakınız
Tunceli’de 2020 yılının Ocak ayında sırra kadem basan ve o günden beri kendisinden tek bir somut haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasında, nihayet ezber bozan adımlar atılmaya başlandı. Başsavcı Ebru Cansu’nun dosyayı tozlu raflardan indirip ‘cinayet’ şüphesiyle yeniden açması, sokaktaki insanın adalete olan açlığını bir nebze olsun dindirdi. Soruşturma kapsamında tutuklanan dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel’in o dönem kullandığı araç, şimdi İstanbul Emniyeti’nin merceği altında. Kriminal ekipler, 6 yıl öncesinden kalmış olabilecek en ufak bir saç teli, bir doku örneği ya da bir kan lekesi için iğneyle kuyu kazıyor. Sokaktaki vatandaş, ‘Nihayet birileri düğmeye bastı’ diyerek süreci yakından takip ediyor.
Aynı Renk, Aynı Model: Plaka Oyunu mu?
Dosyada ortaya çıkan detaylar insanın kanını donduracak cinsten. Soruşturmanın Erzurum ayağında savcılığın tespit ettiği bir detay var ki, görenlere “bu kadar da olmaz” dedirtiyor. Mustafa Türkay Sonel, Gülistan’ın kaybolduğu dönemde bindiği BMW marka lüks aracı bir süre sonra satmış. Ancak asıl garip olan, sattığı aracın yerine yine aynı marka, aynı model ve hatta aynı renk bir araç satın almış olması. Üstelik eski aracın plakasını da yeni araca nakletmiş. Mahalle kahvesinden iş yerine kadar herkes şunu konuşuyor: Bir insan neden elindeki aracın aynısını alıp sadece plakayı korumak ister? Bu bir iz kaybettirme çabası mıydı yoksa büyük bir tesadüf mü? Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı bu sorunun peşini bırakmıyor ve o eski aracı şimdiki sahibinden çekiciyle alarak incelemeye gönderiyor.
PTS Kayıtları ve Gece Yarısı Turu
Gülistan Doku’nun kaybolduğu o uğursuz günün gecesinde, Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kayıtları Mustafa Türkay Sonel ve arkadaşı Umut Altaş’ın o araçla hem Tunceli içinde hem de şehir dışında defalarca tur attığını gösteriyor. Dosyada yer alan gizli tanığın “Gülistan’ın bedeni bu araçla taşınmış olabilir” iddiası ise vicdanları sızlatıyor. Bir genç kızın akıbeti, yıllarca bir sır küpü gibi saklanmış olabilir mi? İstanbul’daki kriminal laboratuvardan gelecek teknik sonuçlar, sadece bir davanın gidişatını değil, bir ailenin 6 yıllık feryadını da dindirecek güçte. Eğer o araçta Gülistan’a ait mikroskobik bir iz dahi bulunursa, bugüne kadar “suya düştü, intihar etti” diye kapatılmaya çalışılan tüm senaryolar yerle bir olacak.
Sokak Adalet Bekliyor: Dosya Neden Bekledi?
Halkın en çok öfkelendiği ve şaşkınlıkla karşıladığı nokta ise zamanlama. Aradan geçen koca 6 yıl boyunca neden bu incelemeler yapılmadı? Neden o dönem görevde olan mülki amirlerin yakınları hakkında bu kadar bekletildi? Bugün gelinen noktada, Başsavcı Cansu’nun kararlılığı büyük takdir toplasa da giden yılları geri getirmek mümkün değil. Tunceli ve Erzurum hattında yürüyen bu çift taraflı soruşturma, devletin içindeki temiz ellerin bir operasyonu olarak nitelendiriliyor. Şimdi herkesin gözü kulağı İstanbul’dan gelecek o raporda. Gülistan Doku davası, Türkiye’de faili meçhul kalan veya üstü örtülmeye çalışılan tüm dosyalar için bir umut ışığı olmaya aday. Sokak artık sessiz kalmıyor, ‘Gülistan nerede?’ sorusunun gerçek cevabını bekliyor.






