MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9755 ▲ %0,01
EURO 53,6345 ▲ %0,51
ALTIN 6.657,32 ▲ %1,57

Gülistan Doku Dosyasında Deprem: Vali ve Oğlu Tutuklandı

Zamanın Tozlu Raflarından Sızan Korkunç Gerçekler

Türkiye’nin hafızasına kazınan ve tam altı yıldır karanlıkta kalan Gülistan Doku dosyası, Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu’nun kararlı hamlesiyle yeniden açıldı. 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana ‘sır’ olarak nitelendirilen kayboluş hikayesi, yerini tüyler ürperten bir cinayet ve organize bir gizleme operasyonuna bıraktı. Yıllardır susturulan vicdanlar ve göz ardı edilen deliller, kurulan özel ekibin 700 saatlik KGYS görüntüsü ile daraltılmış baz istasyonu kayıtlarını incelemesiyle birer birer gün yüzüne çıkıyor. Artık mesele sadece kayıp bir üniversite öğrencisi değil, sistemin içerisindeki yapıların bu kaybı nasıl örtbas etmeye çalıştığına dair devasa bir yargı hesaplaşmasına dönüştü.

Sinyaller Yalan Söylemez: Viyadükteki İhanet

Soruşturmanın en çarpıcı halkası, teknolojinin adaletin hizmetine sunulmasıyla tamamlandı. Daraltılmış baz çalışması sonucunda elde edilen veriler, olay günü ve öncesinde şüphelilerin hareketlerini santimetre bazında ortaya koydu. Kayıtlar; dönemin Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel, eski erkek arkadaş Zeinal Abarakov ve firari Umut Altaş’ın telefonlarının, Gülistan’ın en son görüldüğü Sarı Saltuk Viyadüğü çevresinde aynı anda sinyal verdiğini kanıtladı. Özellikle Umut Altaş’ın telefonunun saatlerce aynı bölgede sabitlenmesi ve ardından valinin oğlu ile yakın koruma Şükrü Eroğlu’nun aynı noktaya gelmesi, ‘tesadüf’ kelimesini lügatten silecek nitelikte. Bu veriler, Gülistan’ın orada sadece yalnız olmadığını, çevresinde profesyonel bir kuşatmanın bulunduğunu doğruluyor.

Gizli Tanığın İfadesi: Başından Vurularak Öldürüldü

Dosyaya giren ‘Şubat’ kod adlı gizli tanığın ifadeleri ise adeta bir korku filmi senaryosunu andırıyor. İfadelere göre Gülistan Doku, olay günü Mustafa Türkay Sonel’in kullandığı araçla Rostan-Dinar mevkisine götürüldü ve burada araç içerisinde başına ateş edilerek katledildi. Cinayetin ardından cesedin Pertek ilçesindeki Koçpınar köyünde bir türbe yakınına gömüldüğünü, ancak delillerin karartılması amacıyla cesedin yerinin bir iki yıl önce değiştirildiğini iddia eden tanığın beyanları, yapılan yer altı görüntüleme çalışmalarıyla da desteklendi. Mezarlık çevresinde yapılan radar taramalarında, tam da tanığın tarif ettiği boyutlarda bir boşluk tespit edildi. Bu boşluğun bir ceset ve bir sırt çantası alabilecek kapasitede olması, ‘organizasyonun’ ne kadar derinlere işlediğini gösteriyor.

Validen Başhekime Dev Tutuklama Zinciri

Adalet mekanizması bu kez sadece tetikçileri değil, o tetikçileri koruyan zırhı da hedef aldı. Tunceli Adliyesi’nde görülen davanın ardından, dönemin Valisi Tuncay Sonel ‘delil karartma ve resmi belgeyi yok etme’ suçlamalarıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklananlar listesi sadece vali ve oğluyla sınırlı değil; hastane kayıtlarını sildiği iddia edilen dönemin devlet hastanesi başhekimi, ihraç edilmiş polis memurları ve korumalar da aynı demir parmaklıkların arkasına girdi. Sistemin açıklarını kullanarak bir genç kızın hayatını ve ondan geriye kalanları yok etmeye çalışan bu yapı, 24 Nisan 2026 itibarıyla en ağır darbeyi almış durumda. Toplumun vicdanında açılan yara, adaletin bu geç ama sert müdahalesiyle bir nebze olsun kabuk bağlamaya başladı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir