Yıllarca Süren Karanlık Perde Sonunda Yırtılıyor
Tunceli’de 2020 yılından bu yana bir muamma olarak kalan, her defasında ‘kayıp’ denilerek üzeri örtülmeye çalışılan Gülistan Doku dosyası sonunda patladı. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararnamesiyle kente atanan Başsavcı Ebru Cansu’nun kararlılığı, yıllardır süregelen sessizliği ve bürokratik engelleri yerle bir etti. Göreve gelir gelmez tozlu raflardan indirilen o dosya, artık bir ‘kayıp’ vakası değil, soğukkanlılıkla işlenmiş bir ‘cinayet’ soruşturması olarak Türkiye’nin gündemine oturdu. Vatandaşın adalet beklediği o karanlık tünelin ucunda nihayet bir ışık belirdi.
Kamera Kayıtları ve Silinen Hastane Verileri Rezaleti
Jandarma Suç Araştırma Timleri (JASAT) tarafından kurulan özel ekip, kentin altını üstüne getirdi. 700 saatlik ek görüntü, 70 farklı güvenlik kamerası ve KGYS kayıtları saniye saniye tarandı. Asıl skandal ise devletin kurumlarında yaşandı. Tunceli Devlet Hastanesi’ndeki kayıtların silindiği, delillerin bilinçli bir şekilde karartılmaya çalışıldığı gün yüzüne çıktı. Bir genç kızın hayatı, bürokratik bir zırhın arkasına gizlenmişti ama o zırh şimdi darmadağın oldu. Bilgi işlem görevlilerinden başhekime kadar uzanan bu zincirleme ihmaller zinciri, adaletin nasıl sekteye uğratıldığını gözler önüne seriyor.
Eski Vali ve Oğlu Demirlikler Ardında
Dosyanın derinleşmesiyle birlikte tutuklama haberleri peş peşe geldi. En dikkat çeken isim ise dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel oldu. ‘Suç delillerini yok etme, gizleme ve resmi belgeyi bozma’ gibi ağır suçlamalarla tutuklanan Sonel ile birlikte, oğlu Mustafa Türkay Sonel de ‘kasten öldürme’ suçundan cezaevine gönderildi. Bu tablo, adaletin kimseye imtiyaz tanımayacağının en sert kanıtı olarak kayıtlara geçti. Gülistan’a son teması olduğu tespit edilen İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı’nın da aynı suçtan tutuklanması, olayın vahametini ve kurumsal sızıntıları bir kez daha ortaya koydu.
Zırhlı Koruma ve Kırmızı Bülten Kıskacı
Sadece bürokratlar değil, suç ortaklığı yapan herkes bu girdabın içine çekildi. Zeinal Abarakov’un ailesi, ihraç edilen polisler ve hatta dönemin valisinin yakın koruması bile ‘suç delillerini gizleme’ suçundan tutuklandı. ABD’ye kaçan Umut Altaş için çıkarılan kırmızı bülten, bu işin peşinin bırakılmayacağının en net ilanıdır. Gülistan Doku’nun kaybolmadan bir gün önce iş yeri sahibine attığı o kısa mesaj, ‘Ben artık gelmeyeceğim,’ aslında bir veda değil, içine çekildiği o karanlık düzenin acı bir çığlığıymış. Şehirde güvenliği ve adaleti tesis etmek sadece yol yapmakla olmaz; o yolların güvenli olmasını sağlamak ve suçluyu mevkisi ne olursa olsun korumamakla olur.






