Suçu “Oyun” Zanneden Bir Kuşak: Neden ‘Pamuklara Sararak Olmaz’?
26 Mart 2026 Perşembe gününe uyandığımızda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yankılanan sesler gündeme bomba gibi düştü. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili yürütülen araştırmalar, hepimizin ezberini bozacak çarpıcı gerçekleri ortaya koydu. Savcılar, sahadan gelen acı tecrübeleri aktarırken, genç suçluların adeta yeni bir ‘kariyer’ anlayışı geliştirdiğini, cezaevini ise ‘rütbe’ olarak gördüğünü açıkladı. Bu durum, toplumda büyük yankı uyandırırken, mevcut yasal düzenlemelerin ne kadar yetersiz kaldığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Başsavcı Vekili Pınar Akdoğan’ın sözleri, gençlerin değişen zihniyetini adeta yüzümüze vurdu. Akdoğan, özellikle 15-18 yaş aralığındaki çocukların işlediği kasten öldürme, nitelikli cinsel istismar, yağma ve terör suçları için “ceza sorumluluğunu tam kabul etmek zorundayız” diyerek mevcut indirimlerin yarardan çok zarar getirdiğini vurguladı. Sosyal medyada cinayet işledikten sonra gülerek poz veren, bir başka çocuğun kulağını kesip bunu paylaşan gençler… Bu tüyler ürpertici örnekler, suçun onlar için eğlenceli, hatta prestijli bir alan haline geldiğini gösteriyor. Teknoloji çağının getirdiği bu acımasız dönüşümde, çocukları sadece “pamuklara sararak” koruyamayacağımız gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Onlar, yaptıklarının ciddiyetini kavramakta zorlanıyor, çünkü sistem onlara bu “oyunun” gerçek sonuçlarını öğretmiyor.
Suç Algısı Koptu: Tekerrür Yoksa “Oyun Bitti” Diyen Yok
Savcıların dikkat çektiği en kritik noktalardan biri, Türk Ceza Kanunu’ndaki indirim oranlarının fazlalığı ve tekerrür hükümlerinin yetersizliği. Özellikle 15-18 yaş grubundaki çocuklarda suç algısının gelişmemesi, aynı suçu defalarca işlemelerine yol açıyor. Geçtiğimiz günlerde Ankara’da otobüs duraklarının camlarını kırma suçuyla altı kez yakalanan çocukların durumu, bu kopukluğun en net örneği. Onlar için bu, bir “oyun”dan farksız; “Ne olacak ki? İfade vereceğim, savcı beye, savcı hanıma anlatacağım” düşüncesiyle yaptıkları eylemlerin suç olduğunu kavrayamıyorlar. Bu döngü, çocukları adeta bir sarmalın içine çekiyor ve her seferinde daha ciddi suçlara yönelme riskini artırıyor. Mevcut sistem, onlara “dur” demeyi, yaptıkları eylemlerin toplumsal maliyetini öğretmeyi başaramıyor.
“Kariyer Basamağı” Olarak Suç ve “Rütbe” Olarak Cezaevi
Bu vahim tablonun arkasında yatan daha derin bir gerçek var: organize suç örgütleri ve bazı aileler, çocukları “suç çiftliklerinde” adeta birer piyon gibi yetiştiriyor. Cinayet, gasp, uyuşturucu ticareti, hırsızlık… Bu suçlar, bazı kimsesiz çocukların gözünde çete içinde bir terfi, bir gurur nişanesi, adeta bir “kariyer basamağı” olarak algılanıyor. Ankara Cumhuriyet Savcısı Nedim Başarangil’in aktardığına göre, bu çocuklar için cezaevine girmek bile bir “üst seviyeye geçme,” akranları arasında “rütbe alma” anlamına geliyor. Hatta bazıları, “Savcım, bizi niye tutuklamıyorsunuz?” diyecek kadar ileri gidebiliyor. Kısa tutukluluk süreleri ve açık cezaevlerine erken geçiş imkanları, bu yanlış algıyı daha da pekiştiriyor. Mağdurların yaşadığı travmalar ve toplumun huzuru ise bu ‘rütbe’ avcılığı içinde adeta hiçe sayılıyor.
Ebeveynler Nerede? Toplum Neden Alarmda?
Savcılar, bu çetrefilli sorunda ebeveynlerin sorumluluğunun da göz ardı edilmemesi gerektiğini net bir şekilde ifade etti. Eğer bir çocuk sürekli ailenin yanında suça karışıyorsa, bu ailenin koruma ve gözetim görevini gerektiği gibi yerine getirmediği anlamına geliyor. Bu durum, sadece devletin müdahalesiyle çözülemeyecek kadar derin bir toplumsal yara. Yaşa bağlı indirimlerin, özellikle kasten öldürme gibi ağır suçlarda uygulanmaması gerektiği vurgulanırken, “20 yıl önceki 15-18 yaş grubu ile şimdiki 15-18 yaş grubu birbirinden çok daha farklı” tespiti yapıldı. İnternet çağında, bilgiye erişimin bu denli kolaylaştığı bir dünyada, gençlerin algıları çok daha açık ve ne yaptığını bilen bireyler. Bu yüzden hakimlerin üst sınırdan ceza vermekten çekinmemesi, infazın etkisiz olduğu bir sistemde mağdurların vicdanını rahatlatmak adına hayati önem taşıyor. Toplum, bu gidişata acilen bir dur denilmesini bekliyor.
Çözüm Masada: Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Devrede
Tüm bu endişe verici gelişmeler ışığında, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu’nun dün Çankaya Köşkü’nde toplanması, umut ışığı oldu. Kurul Başkanvekili Mehmet Uçum’un ev sahipliğinde, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve beraberindeki heyetin katılımıyla gerçekleşen toplantıda, çocuk suçluluğu konusunun detaylı bir şekilde ele alındığı düşünülüyor. Sahadan gelen bu kritik uyarılar ve toplumsal baskı, yasal düzenlemelerde köklü değişikliklerin kapısını aralayabilir. Suça sürüklenen çocukların rehabilitasyonu ve topluma yeniden kazandırılması kadar, suçu bir “oyun” ya da “rütbe” olarak gören zihniyetin değişimi için de acil adımlar atılması bekleniyor. Geleceğimizi ipotek altına alan bu sorun, sadece savcıların değil, tüm toplumun sorumluluğunda.






