MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9752 ▲ %0,01
EURO 53,5833 ▲ %0,40
ALTIN 6.616,40 ▲ %0,95

Gaziosmanpaşa’da Rüşvet Depremi: Bahçetepe’ye Hapis İstemi

İstanbul’da Yerel Yönetim ve Güven Bunalımı

Yerel yönetimlerin şeffaflığı, sadece birer idari zorunluluk değil, aynı zamanda toplumun huzurunu ve geleceğe olan güvenini ayakta tutan temel direklerden biridir. Bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı soruşturma, Gaziosmanpaşa’dan başlayarak kentin yönetim mekanizmalarındaki sarsıntıyı gözler önüne seriyor. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Hakan Bahçetepe ve beraberindeki 8 şüpheli hakkında hazırlanan iddianame, kamu kaynaklarının kullanımı ve karar alma süreçlerindeki gölgeli alanları tartışmaya açtı.

Hukuki sürecin odağında; Aziz Lal, Aziz İhsan Aktaş, Baki Aydöner, Erdal Celal Aksoy, Gözde Bahçetepe, Gürkan Dölekli, Seza Büyükçulha ve Özer Ayık gibi isimler yer alıyor. Özellikle etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak ifade veren Aziz İhsan Aktaş’ın iddiaları, dosyanın seyrini değiştiren en kritik unsurlardan biri olarak dikkat çekiyor. İş dünyasının ve eğitim camiasının her zaman vurguladığı etik değerlerin, siyasetin koridorlarında nasıl bir sınav verdiğini bu dosya üzerinden bir kez daha izliyoruz.

300 Bin Dolarlık Kazı İzni İddiası Ortalığı Karıştırdı

Dosyadaki en çarpıcı iddia, bir elektrik hattı çekilmesi için gereken kazı izni karşılığında talep edildiği öne sürülen yüksek meblağlar. Aziz İhsan Aktaş’ın ifadesine göre, 2024 yerel seçimleri sonrasında Gaziosmanpaşa Belediyesi’nde yönetim değişikliği yaşanmasıyla birlikte süreç çıkmaza girdi. Aktaş, kazı izni taleplerinin karşılığında Hakan Bahçetepe’ye iletilmek üzere 300 bin dolar ödeme yapıldığını öne sürdü. Bu iddianın temelinde, Baki Aydöner ve Seza Büyükçulha gibi isimlerin aracı olduğu, paranın ise Özer Ayık vasıtasıyla teslim edildiği savunuluyor.

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan mütalaada ise şüphelilerin siyasi nüfuzlarını kullanarak haksız kazanç sağladıkları görüşü hakim. Özellikle Seza Büyükçulha’nın İBB çevrelerindeki yakınlığı ve Baki Aydöner’in meclis üyeliği sıfatı, dosyadaki ‘nüfuz ticareti’ şüphelerini derinleştiriyor. Bu durum, çocuklarının geleceği için dürüstçe çalışan, vergisini veren ve liyakat bekleyen ailelerin zihninde derin yaralar açıyor.

Savunma Kanadı: ‘Karar Oy Birliğiyle Alındı’

Suçlamaların odağındaki isim olan Hakan Bahçetepe ise tüm bu iddiaları kesin bir dille reddediyor. Bahçetepe, savunmasında kazı izni sürecinin kendi döneminden önce başladığını ve belediye meclisindeki çoğunluğun henüz kendi partisinin elinde olmadığı bir dönemde AK Partili üyelerin de onayıyla oy birliğiyle geçtiğini vurguladı. 5 Nisan 2024 tarihinde göreve başladığını hatırlatan Bahçetepe, iki ay gibi kısa bir sürede rüşvet pazarlığı yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savundu.

Ayrıca, 300 bin dolar iddiasının tamamen hayal ürünü olduğunu belirten Bahçetepe, bu kazı izninin hukuki ve teknik süreçlerden geçerek onaylandığını, herhangi bir geciktirme veya zorlaştırma eyleminin söz konusu olmadığını dile getirdi. İddianamede yer alan HTS kayıtları ve iletişim trafikleri ise mahkeme aşamasında bu savunmaların ne kadar karşılık bulacağını belirleyecek en somut kanıtlar olarak kabul ediliyor.

Ağır Hapis Cezaları Kapıda: Toplumun Gelecek Kaygısı

Soruşturma sonunda hazırlanan iddianame, İstanbul 35’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Hakan Bahçetepe hakkında ‘Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’, ‘Rüşvet’ ve ‘Haksız mal edinme’ suçlarından toplamda 10 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Diğer şüpheliler için de benzer şekilde ağır hapis istemleri bulunuyor.

Eğitimden iş hayatına kadar her alanda ‘dürüstlük’ ilkesini aşılamaya çalıştığımız bir dönemde, yerel yönetimlerden gelen bu tür haberler toplumsal motivasyonu sarsıyor. Bir kenti yönetenlerin sadece binaları değil, adaleti de inşa etmesi gerekir. Mahkemeden çıkacak karar, sadece bu isimlerin kaderini değil, aynı zamanda vatandaşın adalete olan inancını da şekillendirecektir. Süreç, İstanbul’un yönetimsel geleceği ve kamu etiği açısından dönüm noktası niteliği taşıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir